(2004 S. K. m. 72) (6831 S. K. m. 26, 40) (818 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, orman kesimi için orman idaresince açılan ihaleye girerek ihale bedelini ödediği ve sözleşme imzaladığı halde, davalı belediyenin, belediye hudutları dahilinde kalan bölmelerdeki kesin için alınan encümen kararına istinaden, baskı altında protokol imzalattırılarak kesim bedelinin belediye tarafından tahsil edildiğini bildirerek, yasal dayanağı olmadan ve baskı altında ödediği 27.000.000.000 TL. nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı belediye ise, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunarak belediye hudutları dahilinde kalan bölmelerdeki kesim işinin 5.12.1997 günlü tutanak ile orman idaresi tarafından kendilerine devredildiğini, bu kesim için koruma taahhüdünde de bulunduğunu buna istinaden belediye encümen kararı ile pazarlık usulü ile davacı ile anlaştıkları kesim bedeli olarak ödediği paralar için protokol düzenlendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ödemenin belediye encümen kararına istinaden pazarlık usulü kesim hakkını alan davacının, kesim bedeli için imzaladığı protokollerle borç altına girdiğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı orman idaresinden ihale ile aldığı orman emsali kesimi için orman idaresine ihale bedelini ödediği halde, davalı belediyenin bu bölmelerdeki kesim ve işletme hakkını devraldıkları ve koruma taahhüdünde bulunduklarını bildirerek kesim bedeli altında davalıya ödeme yaptığını yapmadığı taktirde kömür ocağının kapatılması tehdidine maruz kaldığını bildirerek yasal dayanağı olmadan, baskı ile ödediği paranın tahsilini talep etmiş, davalı ise işletme hakkının kendisinde bulunduğunu bildirerek davanın reddini dilemiştir.3204 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Kurulu ve Teşkilat kanuna göre, ormanların her türlü bakım, işletme ve koruma hakkı orman genel müdürlüğüne aittir. Orman Genel Müdürlüğü de bu yükümlülüğünü 6831 sayılı kanunun 26. ve devamı maddeleri hükmüne göre yerine getirir. Anılan yasanın 26. maddesinde; orman insan ilişkilerinde, ormanın korunması, kullanma değerlerinin esas tutulması, ormancılıkla ve amenajman planlarında çok taraflı faydalanma esaslarını getirmek maksadıyla; Devlet ormanlarından yapılacak istihsal, Tarım ve Orman Bakanlığınca tesbit olunacak esaslar dairesinde ve amenajman planlarına göre Devlet tarafından yapılır veya 40. madde hükümleri dairesinde yaptırılabilir. Hükmünü içermektedir. Atıf yapılan 40. madde içeriğinde ise özetle ağaçlandırma, bakım, imar, yol yapımı, kesme, toplama, taşıma imal gibi orman işlerinin orman köylerini kalkındırma kooperatiflerine veya orman köylülerine yaptırılabilir hükmünü içermektedir. Bahsedilen yasal düzenlemeler ışığında orman alanlarının kesim işinin yaptırılması orman genel müdürlüğüne aittir. Davalının dayandığı 5.12.1997 günlü tutanak başlıklı belge kesim yapılacak bölmelerdeki davalı belediyenin yüklendiği koruma taahhüdüne ilişkin olup, orman idaresinin yasa ile yüklendiği istihsal yetkisinin davalı belediyeye devredildiği şeklinde yorumlanması imkanı yoktur. Zira orman emvalinin istihsaline ait yönetmeliğin 13. maddesine göre, kesim bölmelerindeki iş tevziini müteakip ilgili şartnameler imzalandıktan sonra kesim alanı işi alan kişiye yetkili memurlar eliyle teslim edilip bu hususta teslim tesellüm tutanağı düzenleneceği belirtilmiştir. Davacı ihale ile aldığı kesim işinin yapılacağı alanı ancak şartname ve sözleşmenin imzalanmasını müteakip orman idaresince saha teslimi ile taahhüt altına girebilir. Davalı bir kısım savunmalarında davacının ödediği bedelin koruma, ağaçlandırma bedeline yönelikte olduğunu bildirmişse de davacı ile davalı belediye arasında düzenlenen protokollerde açıkça kesim bedeli olarak alındığı yazılıdır. Açıklanan bu yasal düzenlemeler ışığında orman idaresince ve yasada gösterilen surette yaptırılacak kesim işine yönelik bedelin davalı tarafından protokolde dayalı olarak alınmasının yasal dayanağı yoktur. Davacının imzaladığı protokoller Borçlar Kanunu 24. maddesi hükmü çerçevesinde hataya düşülerek imzalandığı için geçersizdir. Davacı bu sebeple ödediği bedeli kanunda öngörülen dava açma sürelerinde gösterilerek istirdadını isteyebilir. Davacının hataya düşerek imzaladığı protokolle bağlı tutularak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy