(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacılar, 32 parsel numaralı taşınmazın kadastro tesbiti sonucu mera olarak tesbit edildiğini, kadastro tesbitinin iptali için açtıkları davanın lehlerine sonuçlanıp kesinleştiğini, ancak dava devam ederken davalının dava konusu taşınmazın mera vasfını kaldırıp kendi adına tescil ettirdiğini ve akabinde taşınmazı sembolik bir fiyatla Arsa Ofisine temlik ettiğini, bu nedenle taşınmazın kendileri adına tescilinin mümkün olmadığını, DOP düştükten sonra taşınmazın 5846 M2 olduğunu ileri sürerek taşınmazın raiç bedeli olan 58.461.000.000 TL.nin tahsilini istemişlerdir.
Davalı, davacıların tazminat talep etme haklarının bulunmadığını, talep edilen bedelinde fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 32 parsel numaralı taşınmazın kadastro tesbiti sonucu mera olarak tesbit edildiği, davacıların Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava sonunda kadastro tesbitinin iptal edilerek taşınmazın davacılar adına tesciline karar verildiği ve kararın 25.5.2000 tarihinde kesinleştiği anılan dava devam ederken dava konusu taşınmazın hazine adına tescil edildiği ve hazinenin akabinde taşınmazı dava dışı Arsa Ofisi'ne temlik ettiği anlaşılmakta olup, bu hususlar tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Davacılar bu davada taşınmazın dava tarihindeki raiç değerini istemektedirler. Mahkemece de dava tarihindeki değere hükmedilmiştir. Ne var ki kadastro tesbitinin iptaline dair mahkeme hükmünün kesinleştiği tarihte davacılar bu taşınmazın adlarına tescilini isteme hakkına sahip olmuşlardır. Ancak taşınmaz o tarihte dava dışı şahısa temlik edilmiş olup, davacılarda bu nedenle ancak kadastro tesbitinin iptaline ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kesinleştiği tarih olan 25.5.2000 tarihindeki raiç değeri isteyebilirler. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, kadastro tesbitinin iptaline hükmün kesinleştiği tarih olan 25.5.2000 tarihindeki taşınmazın raiç değeri konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken dava tarihindeki raiç değerin tahsiline hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- Davacılar dava dilekçesinde düzenleme ortaklık payı (DOP) düştükten sonra taşınmazın 5846 M2 miktarlı olduğunu bildirip bu miktar taşınmazın değerinin tahsilini istemişlerdir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, DOP düştükten sonra taşınmazın miktarının 5846 M2 olduğu bildirilmesine rağmen hesaplamanın 8994 m2 üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır. Değinilen bu yönünde gözardı edilerek hesaplamanın 8994 m2 üzerinden yapılması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 27.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy