(818 S. K. m. 105, 125)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın zaman aşımı sebebiyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalıların murislerine 14.6.1990 tarihinde 200.000 DM borç para verdiğini, borcun ödenmediğini, 200.000 DM karşılığı olan 675.000.000 TL.nın tahsili amacı ile davalıların murislerine karşı 12.4.1991 tarihinde icra takibi başlattığını, takibe itiraz edildiğini, açtığı itirazın iptali davasının lehine sonuçlanmış olmasına rağmen davanın uzaması ve kur farkı sebebiyle 130.000.000.000 TL munzam zarara uğradığını ileri sürerek bu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, 10 senelik zaman aşımının dolduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasındaki temel ilişkinin 14.6.1990 günü kurulduğu, davalılara karşı 12.4.1991 günü icra takibi başlatılmak suretiyle bu gün itibariyle temerrüt olgusunun gerçekleştiği, BK. 125. maddesinde ön görülen 10 senelik zaman aşımını süresi dolduktan sonra davanın 24.12.2001 günü açıldığı gerekçe gösterilerek zaman aşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
BK. 105. maddesinde tanımını bulan munzam zarar borçlunun temerrüdü ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Dolayısıyla alacaklının faiz ile karşılanamayan zararına ait munzam zarar davası da asıl davadan bağımsız ayrı bir tazminat davasıdır. BK. 105/2'ye dayalı tazminat davası ile ilgili kanun maddesinde zaman aşımı yönünden özel bir hüküm getirilmediğinden BK.nun 125. maddesinde ön görülen 10 senelik zaman aşımı süresinin uygulanacak olmasında duraksama olmamalıdır. Zamanaşımı süresinin hangi tarihten başlaması gerektiği meselesine gelince, yukarda da açıklandığı gibi, BK. 105. maddesine dayalı alacak, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya sözleşmeye dayalı bir alacağın zamanında ödenmemesi sebebiyle oluşmakta olup, böyle olunca da esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan bağımsız ve ayrı bir hukuki sebep teşkil eder. Munzam zarar tazminatının hukuki nedeni asli ilişkiden bağımsız alacağın temerrüde uğraması yahut geç ödenmesi gibi ayrı bir hukuka aykırılıktır. Bunun sonucu olarak da asıl dava ile birlikte talep edilmediği hallerde munzam zarar tazminatının zaman aşımı başlangıcı, borçlunun faizi ile birlikte asıl borcunu ödediği gün olmalıdır. Bunun aksinin kabulü halinde, asıl alacağa ait davaların kesin hükme bağlanıncaya kadar uzunca süre geçmiş olması halinde birçok munzam zarar tazminatı davasının da zamanaşımına uğramasına sebebiyet verilmiş olur ki, haksız borçlunun korunmasına yol açacak böyle bir düşünce tarzının hukuken himaye edilmesi mümkün değildir. Bu ilkeler çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, tahsil gününe göre munzam zarar tazminatına ait davanın zaman aşımına uğramadığı anlaşıldığından, mahkemece işin esasına girilerek elde edilecek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 04.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy