(818 S. K. m. 192)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan 1990 yılında 40.000.000 TL bedelle bir taşınmaz satın aldığını, bedelini ödediğini, davalının tapuda taşınmazın devrini sağlamadığını ileri sürerek taşınmazın tapuda adına tescilini olmazsa arsa raiç değerinin tespiti ile şimdilik 1.000.000.000 TL.nın tahsilini istemiş, verdiği 8.7.2002 günlü ıslah dilekçesi ile de bilirkişi raporuna göre ödediği paranın dava tarihinden ulaştığı miktar olan 9.213.372.707 TL.nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya konu taşınmazın kadastro tespit komisyonunca çalılık olarak tescil dışı bırakıldığını, daha sonra da 1994 yılında dava dışı hazine adına tescil edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak ve davacının 1990 yılında ödediği 40.000.000 TL.nın dava tarihinden 9.213.372.707 TL.na ulaştığı kabul edilmek suretiyle bu miktar paranın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıdan 1990 yılında tarla satın aldığını, karşılığında 40.000.000 TL ödediğini, tapusunun verilmediğini, ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkeleri uygulanarak iadesini istemiştir. Toplanan delillerden davaya konu taşınmazın 1983 yılında kadastro çalışmaları sırasında kadastro komisyonunca "çalılık" olarak tescil dışı bırakıldığı, bunun üzerine davalının M 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1990/510 esas sayılı dava dosyası ile bu yerin adına tescili için dava açtığı, davasının zilyetlikle iktisap süresi dolmadığından reddedildiği ve hükmün 15.9.1992 tarihinde kesinleştiği, taraflar arasında 1990 yılında satışa konu edilen bu yer için daha sonra dava dışı Hazinenin mülkiyet hakkına dayalı olarak M 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1994/330 esas sayılı dava dosyası ile tescil davası açtığı ve adına tescil ettirdiği hükmün 16.11.1994 tarihinde kesinleştiği ve böylece satış tarihi itibariyle tapusuz olan taşınmazın 1990 yılında harici sözleşme ile yapılan satışının geçerli olmasına rağmen M 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/330 esas 1994/707 sayılı kararı ile dava dışı Hazine adına tescil edilmesi suretiyle zapt edildiği anlaşılmaktadır. B.K.nun 192. maddesine göre satılanın tamamen zaptı halinde alıcı bundan doğan her türlü zararını satıcıdan isteyebilir. Zaten davalı da temyiz dilekçesinde harici sözleşmenin düzenlendiği tarihte satışın geçerli olduğunu, 1994 yılında bu yerin dava dışı hazine adına tescil edildiğini, tescil tarihi itibariyle ( 1994 )davacının taşınmazın değerini isteyebileceğini beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece, B.K.nun 192 maddesine göre davalının beyanı da göz önünde bulundurulmak suretiyle davaya konu taşınmazın tapuda dava dışı hazine adına tesciline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği, 16.11.1994 tarihi itibariyle değeri tespit edilmeli, belirlenen bu değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek sözleşme tarihinde ödenen paranın dava tarihindeki ulaştığı alım gücüne hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy