(2004 S. K. m. 72) (4721 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı yönetimin idaresinde olan sitede bir dairesi bulunduğunu, davalı yönetimin kendisi aleyhine Ağustos 2000 ile Ocak 2001 arasındaki altı ayın aidatı için takip yaptığını, takibe itiraz süresini kaçırdığını öne sürerek, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı yönetimin kendisinden aidat isteyemeyeceğini, çünkü sitede kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığını, yönetim planının tapuya tescil edilmediğini ve dairesinin henüz tamamlanmadığını belirtmiştir. Mahkemece, dava konusu yerde Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanamayacağı geçerli bir işletme projesinin de bulunmadığı gözetilerek dava kabul edilmiştir. Dosya içerisinde bulunan genel kurul toplantı tutanaklarında, kooperatif üyelerine konutların kaba inşaat olarak teslim edilmesi ve konutların ince işlerinin kendileri tarafından yaptırılması kararlaştırılmış olup, davacının dava dilekçesinden de diğer daire sahiplerinin dairelerini teslim alarak kendilerinin tamamladığı ve oturmaya başladıkları anlaşılmaktadır.
Ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişme ile nüfus artışının iş yeri ve konut ihtiyacını doğurduğu bu ihtiyacın karşılanması amacıyla gerek devlet kuruluşları, gerekse özel girişimciler eliyle birden çok taşınmaz üzerine ayrı ayrı bloklar halinde toplu yapıların inşa edildiği bilinen gerçektir. Bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda, çoğunlukla her parsele bir blok apartman yapılmakta bu blok apartmanlarda toplu yapının bir bölümünü teşkil etmektedir. Tek bir parsel üzerine inşa edilmiş blok apartmandaki bağımsız bölümler için Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uyarınca kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmekte bu blok yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda anılan Yasa hükümleri uygulanarak çözümlenebilmektedir. Ancak bu blokların oluşturduğu toplu yapının yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda ise Kat Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanun'un toplu mülkiyete ilişkin hükümleri veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Oysaki toplu yapının kendini oluşturan Blok apartmanlara ait ortak yerler dışında Tüm Toplu Yapı kapsamındaki bağımsız bölüm maliklerinin kullanımına terk edilmiş, kanalizasyon ısıtma aydınlatma, eğitim, spor park ve bahçe gibi ortak tesis ve alanlarının bulunduğu da bilinmektedir. Bu ortak tesis ve alanlarının amacına uygun olarak bir disiplin dahilinde kullanılmaları, bakım ve onarımlarının yapılması, bakım ve onarımlar için gerekli giderlerin toplanıp harcanmaları Toplu Yapı Yönetimini zorunlu kılmaktadır. Ne var ki yürürlükte bulunan yasalarımızda toplu yapı yönetiminin oluşumuna görev ve sorumlulukları kapsamındaki blok apartman yönetimleriyle ilişkilerine görev sorumluluğu içinde davada taraf ehliyetine sahip bulunduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. O nedenle de açıklanan konularda ve özellikle davada taraf olabilme ehliyeti konusunda yasal boşluğun varlığı kabul edilmelidir. Şu durum karşısında mahkemenin M.K.nun 1. maddesinden kaynaklanan görevi gereği olarak, benzer kurum ve kuruluşlar için yasalarımızda öngörülen düzenlemelerden örnekleme yoluyla yararlanarak toplu yapı içinde sosyal barışı sağlayıcı bir çözüm bulması bunun sonucuna uygun karar vermesi gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Böyle olunca da davalının davada taraf ehliyetine sahip bulunduğunun benimsenmesi en uygun çözüm olacaktır. Davacının davalıya aidat ödemekle yükümlü olduğu kabul edilerek, aidat borcunun miktarı konusunda gerekli inceleme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy