(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacılar, davalı kiracıların kira bedellerini eksik ödediklerini belirterek, ödenmeyen miktarların tahsili için başlatmış oldukları icra takibine yapılan itirazın iptalini, %40 inkar tazminatının ödetilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 5.756.940.148.-TL. üzerinden takibin devamına, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Temyiz peşin harcını yedi günlük süre içerisinde yatırması, aksi durumda temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağı hususu tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içerisinde temyiz harcını yatırmayan davalının, temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına, bu sebeple temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- İİK. nun 67 nci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması kanuni koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da kanuni koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belirli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belirli sabit veya belirlenmek için tüm unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir halde ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan kanuni kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
Sonuç: 1.bent gereğince davalının temyiz dilekçesinin reddine, 2.bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın Hüküm başlıklı bölümünün 2. satırında bulunan (... davacılar vekilinin %40 inkar tazminatı talebinin reddine) sözlerinin karardan çıkarılarak yerine (.. asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalılardan alınarak davacılara verilmesine) sözlerinin yazılmasına, kararın değiştirilen bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 70.120.000 liranın istem halinde iadesine, davalı harç yatırmadığından temyiz dilekçesinin reddine, 31.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy