(818 S. K. m. 249)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalının vekili aracılığı ile 1.2.1990 gününde taşınmazını davacılardan E. G.'e kiraya verdiğini, bu davacının sair davacı kardeşi H. ile birlikte kiralananda fırın işletmeciliği yaptığını, davalının 1998 yılında kiralananın bacasının projeye aykırı açılması sebebiyle tedbir kararı aldığını ve daha sonra da müdahalenin meni davası açtığını, davayı kazandığını, halbuki projeye aykırılığı baştan beri bilmesine rağmen kötüniyetli davrandığını alınan tedbir kararı sebebiyle mesleklerini icra edemediklerini, başka yere taşınmak zorunda kaldıklarını, taşındıkları yere 1.000.000.000 TL.nın üzerinde masraf yaptıklarını, ayrıca her iki yere de kira ödediklerini, müşteri kaybına uğradıklarını ileri sürerek 6.000.000.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacılardan H. ile aralarında kira ilişkisi bulunmadığını, kesinleşen müdahalenin men'i davası karşısında kiracısı olmayan sair davacının talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kiralananın bacasının tedbiren kapatılması sebebiyle davacıların başka yere taşınıp masraf yaptıkları gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacıların yeniden kiraladıkları fırına yaptıkları masraf sebebiyle 1.750.000.000 TL kar kaybı sebebiyle 19.500.000 TL ve yeni fırına ödenen kira sebebiyle de 228.000.000 TL.ki toplam 1.997.350.000 TL.nın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılardan H. G., davalı ile aralarında kira sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu kanuni delillerle ispat edememiştir. Bu davacının davasının aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Davacılardan E. G. ile davalı arasında kira ilişkisinin bulunduğu davalı tarafından Samsun 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/149 D. İş s. dosyasına verilen 24.7.1998 günlü dilekçe kapsamından da anlaşılmakta ise de davalının davacılardan E. G. aleyhine Samsun 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/950 esas s. dava dosyası ile açtığı müdahalenin men'i ve kal davasının yapılan yargılaması sonucunda E. G.'ün kiralananın projesine aykırı olarak, tavanını delmek suretiyle baca açtığı, bacanın binanın taşıyıcı sistemini bozduğu, bu haliyle bacanın mahsurlu olduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; verilen bu karar Yargıtay incelemesinden de geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Kesinleşen bu hükümden de açıkça anlaşılacağı gibi davacılardan E.'in ortada bir zararı var ise bu zararına kendi kusurlu hareketi neden olmuştur. Hiç kimse kendi kusurlu hareketi sonucu oluşan zararını bir başkasından isteyemez. Bu halde mahkemece, davacılardan E. G.'in davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul edilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda 1. ve 2. bentlerde belirtilen sebeplerle temyiz edilen kararın davalı yararına bozulmasına, peşin harcın istem halinde iadesine, 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy