(2981 S. K. m. 10) (818 S. K. m. 213)
Dava: Taraflar arasındaki ferağa icbar, alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Turan Kızıltaş gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, noterde düzenlenen 9.9.1992 tarihli Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile, davalının 21 parsel (yeni 4651 parsel) taşınmazdan 296 m2 yerin satışını vaad ettiğini, tapu tahsis belgeli yerin 2981 sayılı yasa gereğince ıslah imar Planları yapıldıktan sonra tapusu verildiğinde, adına taşınmazın tapusunu vermeyi taahhüt ettiğini, ancak edimini yerine getirmediğini ileri sürerek, gayri menkulün adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde arsanın bugünkü değeri olan 7.000.000.000 TL.nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasını istemiş, birleştirilen davasında ise, 4.000.000.000 TL.nın faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının tescil talebinin reddine, arsa badeli 11.000.000.000 TL.nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı ile davalı arasında noterde düzenlenen 9.9.1992 tarihli Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olarak yapıldığı için geçerli olup tarafları bağlar. Bu sözleşmede tapu tahsis belgeli taşınmazın, 2981 sayılı yasa gereğince ıslah imar planları yapıldıktan sonra tapusu verileceğinden, bu tapuyu aldığı tarihte, davacı alıcının talebi üzerine, tapu dairesinde kati ferağ takririni vereceğini davalı satıcı taahhüt etmiştir. Davalı satış bedelini aldığı taşınmazın, ıslah imar planı yapıldıktan sonra tapuda ferağını davacı adına vermediği gibi, aldığı satış bedelini de iade etmemiştir. Davacı, satış vaadi sözleşmesi ile, kendisine tanınan hakka dayanarak, Belediye Başkanlığına 14.5.1999 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunarak, Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı tapu tahsis belgesi bulunan taşınmazın adına tapusunun verilmesini talep etmiş, belediyece davalı adına hayali tapu tahsis belgesi düzenlendiği anlaşıldığından, davacı adına düzenlenen tapu tahsisi karşılığında, 4651 ada 4 nolu parselin tapusunu talep eden davacıya imar affı kanununa aykırı düzenlenmiş olan tapu tahsis belgesi karşılığında tapu verilemeyeceğinin bildirildiğini, bu nedenle 14.12.1999 tarihinde müracaatını geri aldığı Belediyenin cevabı yazısından anlaşılmaktadır. Şu halde davacının 14.12.1999 tarihinde ifanın imkansız hale geldiğini öğrendiğinin kabulü gerekir. Taraflar arasında yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi geçerli olduğuna göre, davacı davalıdan ifanın imkansız hale geldiğini öğrendiği 14.12.1999 tarihindeki taşınmazın rayiç bedelini talep edebilir. Mahkemenin, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşerek, taşınmazın dava tarihindeki değerini belirleyen bilirkişi raporunu esas alarak yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazının reddine, temyiz olunan kararın 2.bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 13.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy