(818 S. K. m. 285) (1086 S. K. m. 288, 289)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar
Davacılar, davalının S. Köyünde bulunan fındıklığını 1995 yılından bu tarafa yarıcılık sözleşmesine göre bakımını yaptıklarını, aralarındaki anlaşmaya göre masrafların kendileri tarafından karşılandığını, çıkan mahsulü ise yarı yarıya paylaştıklarını, ne var ki, davalının 9.6.2001 tarihinde kendilerini zor kullanarak evden ve bahçeden çıkarttığını, bu nedenle 2001 yılına ait fındık mahsulünden kendi paylarına düşecek 15.000.000.000 TL. 'nın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacılarla aralarındaki yarıcılık sözleşmesinin 2000 yılı mahsulü alındıktan sonra sona erdiğini, davacıların taşınmazdan çıkmalarını istediğini, ne var ki davacıların mecurdan çıkmayarak gübreleme işini yaptıklarını, bunun karşılığı 500.000.000.- TL. 'yi davacılara ödediğini, bir kısmını ektikleri sebze bedeli 50.000.000 TL.'nin de kendisi tarafından ödenmesi üzerine mecuru kendiliğinden boşalttıklarını, 2001 yılı için aralarında yarıcılık sözleşmesi bulunmadığını bildirerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki yarıcılık sözleşmesinin 2000 yılında sona erdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında yarıcılık sözleşmesinin varlığı iki tarafın da kabulündedir. Davacılar kira sözleşmesinin sona ermediğini, 2001 yılında da devam ettiğini ileri sürerek bu yıla ilişkin mahsul bedellerinin ödetilmesini istemişler, davalı ise yarıcılık sözleşmesinin 2000 yılı mahsulünün hasadından sonra sona erdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Yanlar arasında uyuşmazlık da bundan kaynaklanmaktadır. Davacının ileri sürdüğü, davalının ise karşı koymadığı gibi taraflar arasında 1995 yılından beri yarıcılık sözleşmesinin varlığı açık ve belirgindir. Gerek doktrinde gerekse uygulamada yarıcılığın iştirakli hasılat kirası olduğu kabul edilmektedir. Bu gibi sözleşmelerde mal sahibi işletmede bir faaliyet göstermeksizin hasılatın belli bir bölümünü almaktadır. Esasen yarıcılığın temel unsuru da bundan kaynaklanmaktadır. Olayda hasılat kirası hükümlerinin uygulanması gerektiği yönünde herhangi bir duraksama olmamalıdır. Burada fesih ihbarının ne zaman yapılacağı hususu önem taşımaktadır. Taraflar arasındaki hasılat kira sözleşmesinde herhangi bir süre belirtilmediği de açık ve belirgindir. Bu hale göre akdin süresiz olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca BK. 'nun 285. maddesinin uygulanması gerekir. Bu madde bütün olarak ele alındığında zirai gayrimenkullar dışında hasılat kirasına konu olan yerler için (olayımızdaki fındık bahçesi de böyledir) her zaman 6 ay önce fesih ihbarında bulunmak kaydı ile bu 6 ayın sonunda kira sözleşmesine son verilebilir. Yasa feshi ihbarı herhangi bir şekle tabi tutmamış olmakla birlikte feshi ihbarın yazılı şekilde yapılması ispat şeklidir. Davalı yasanın kendisine tanıdığı fesih ihbar hakkını kullandığını yasal delilerle kanıtlamak zorundadır. Fesih ihbarı maddi olgu olmayıp hukuki bir işlem olduğundan her hukuki işlemde olduğu gibi bunun yazılı delillerle kanıtlanması gerekir. HUMK. 'nun 288. maddesine göre fesih ihbarının yapıldığının tanıkla ispatına olanak bulunmamaktadır. Davacıların da tanık dinlenmesi hususunda aynı yasanın 289. maddesi gereğince yöntemine uygun vermiş oldukları muvafakat da yoktur. Bu itibarla davacının süresinde feshi ihbarda bulunduğuna ilişkin dinlettiği tanıkların anlatımlarına dayanılarak davanın reddi isabetsizdir. Hal böyle olunca da yasaya uygun biçimde akdi sona erdiren feshi ihbar bulunmadığına göre yanlar arasındaki kira sözleşmesi 2001 yılında devam etmiş dolayısıyla davacılar 2001 yılı fındık ürününden hisselerine düşeni isteyebilirler. Mahkemece değinilen bu yönler, tarafların diğer iddia ve savunmaları gözetilerek işin esasının incelenip davaların isteyebilecekleri tazminat tutarının belirlenmesi ve hasıl olacak bu sonuca uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı; BK. 'nun hasılat kira sözleşmesinin sona ermesine ilişkin 185 ve devamı maddelerindeki hükümlerine aykırı düşecek biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy