(4721 S. K. m. 648, 649, 655)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat R. Ünal ile davacı vekili avukat S. Yalılı'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Nesibe D. ve M. D.'den satın aldığı ancak tapusunun verilmediği taşınmaza faydalı masraflar yaptığını belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 5.000.000.000 TL. nın ödetilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davacının iyi niyetli zilyet olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, 3.994.000.000 TL. tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davalıların ortak murisi Nuri K.'a ait olan ve onun ölümü ile iştirak halindeki mülkiyet hükümleri gereğince davalılara intikal eden 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki davalılardan Nesibe D. ve Merihan D.'e ait miras hisselerinin davacı tarafından satın aldığı dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Davalılardan Mustafa K.'ın terekeyi temsilen Ramazan K.'a karşı açmış olduğu meni müdahale ve ecrimisil davası sonunda, taşınmazın terk edilmesi nedeniyle meni müdahale yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 608.000.000 TL. ecrimisilin davalı Ramazan K.'dan tahsiline karar verilmiştir. İştirak halindeki paydaşlardan birinin veya bir kaçının yapmış olduğu temliki tasarruflar geçersiz olduğu gibi, tapuda kayıtlı taşınmazların haricen satımları da geçersizdir. Bu olgular ve meni müdahale davasında ecrimisile hükmedilmesi karşısında davacının iyi niyetli zilyet olduğunun kabulüne olanak yoktur.
Davacının isteyebileceği giderler MK. nun 648-655 ve 649/2 maddelerinde belirtilmiştir. Davacı, başkasına ait tapulu taşınmaza kendi levazım ile bina ve eklentilerini yapan ağaçları diken kişi konumunda olduğundan ancak levazımın asgari değerini isteyebilir. Gerek öğreti ve gerekse sapma göstermeyen uygulama ile asgari levazım değerinin, yapı eklenti ve dikilenlerin yapımında kullanılan tüm malzemenin işçilik ve yapımcı kar gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı da benimsenmiş bulunmaktadır. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu az yukarda açıklanan hususlara açıklık getiren bir rapor değildir. Anılan raporda, davacı tarafından yapılan bina, eklentiler ve dikilileri için asgari levazım değerine ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Mahkemece açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 275.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 27.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy