(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya kefaleten Trabzon 2. İcra Müdürlüğünün 99/2268 sayılı dosyasına toplam 1.608.700.000 TL. ödediğini belirterek bu miktarın ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, kredinin kendisi tarafından kullanılmadığını, faizin başlangıç tarihinin doğru olmadığını, zamanaşımının gerçekleştiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 1.296.607.000 TL. asıl alacağın ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, davacının banka hesabına 11.1.2000 tarihinde yatırılan 334.314.000 TL. nin ise işlemiş faizden mahsubuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalıya kefil olması nedeniyle alacaklıya ödediği meblağın ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucu davacının alacaklarından kesinti yapılarak icra dosyasına toplam 1.296.607.000 TL. ödeme yapıldığı ancak yapılan bu ödemenin 334.314.000 TL. lik kısmının davacının bankada açılan hesabına virman yapılarak iade edildiği böylelikle davacının kefil olması nedeniyle yaptığı ödemelerinin neticede 962.293.000 TL. olduğu dosya içeriği ile sabittir. Mahkemece davacının yaptığı ödemelere her ödemenin yapıldığı tarih itibariyle faiz yürütülmüştür. BK.101 maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Temerrüde düşmeyen borçludan temerrüt faizi istenemez. Davacı davadan önce davalıyı temerrüde düşürmediğinden faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece aksine düşüncelerle ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Davalının sair temyizi itirazlarının 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, 20.2.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
BK. 496 maddesi Kefil eda ettiği şey nispetinde, alacaklının haklarında, ona halef olur. Bu halefiyet kaidesinden evvelce feragat etmek caiz değildir. Şu kadarki, kefil ile borçlu beynindeki hukuki münasebetlerden mütevellit dava ve def'i hakları mahfuzdur. Düzenlemesini getirmiştir. Yasa koyucu kefili korumak, haklarının zayi olmasına engel olmak için kanuni halefiyet esasını getirmiştir. Bunun sonucu olarak kefil alacaklının halefi olarak rücu davasında alacağını ve fer'ilerini isteyebilir. Çünkü halefiyet asıl borçla birlikte fer'ilerini de intikal ettirir. İşlemekte olan faizde alacağın fer'i bir haktır. Başkasına ait bir borcu yerine getiren kişi, alacak hakkına değil alacaklının haklarına halef olur. İşlemekte olan faizlerde alacaklının haklarındandır.
Kefilin, borcu ödemesi nedeniyle borçluyu işlemekte olan faizlerden sorumlu olmayacağını kabul etmek, borcunu ödemeyen asıl borçlu için iyileştirme sonucunu doğurur. Borçlu alacaklıya karşı ne şekilde sorumlu ise halef olan kefil karşısında aynı şekilde sorumlu olmaya devam eder. (Türk Borçlar Hakkında Kanuni Halefiyet Dr. Ahmet Kılıçoğlu sayfa 111) Bu nedenle kefil alacaklıya ödeme yaptığı tarihten itibaren asıl borçluda faiz isteyebilir.
Mahkemece kefilin ödeme yaptığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi usul ve yasaya uygun olup mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy