(4721 S. K. m. 2, 4)
Dava: Mehmet Altın vekili avukat Ahmet Dündar ile İl Özel idare Müdürlüğü vekili avukat Caner Yücel aralarındaki dava hakkında Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.5.2003 tarih ve 182-251 sayılı hükmün Dairenin 26.4.2004 tarih ve 15690-6105 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde dava.. avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, davalının eski kiracısı olduğunu, bölgede meydana gelen deprem nedeniyle hasar gören binanın tadilat ve onarımı için taşınmazdan çıkartıldıklarını, bilahare idare tarafından açılan ihaleye katılarak 1.1.2002 başlangıç tarihli ve 1 yıllık kira sözleşmesi imzaladıklarını, ne var ki, saptanan kiralarının önceki yıllara oranla aşırı artırılarak 2 numaralı depo için aylık 42.000.000 TL. 12 numaralı dükkan içinde aylık 435.000.000 TL. üzerinden sözleşme yapmak zorunda kaldıklarını bildirerek aylık kiraların 2 numaralı depo için 20.000.000 TL., 12 numaralı dükkan için 150.000.000 TL. olarak uyarlanmasını talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile depo için 30.000.000 TL. aylık kira bedeli, dükkan için 300.000.000 TL. aylık kira bedeli olarak uyarlanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce, yapılan 26.4.2004 gün 2003/15690-2004/6105 esas ve karar sayılı ilamla onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı davalı tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
Davacının davalı idarenin açmış olduğu ihaleye katılarak uyuşmazlığa konu teşkil eden depo ve dükkanı 1.1.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 1 yıl süre için kiraladığı aylık kiranın depo için 42.000.000 TL., dükkan için 435.000.000 TL. olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, eski kiracı olduğunu, idarenin açmış olduğu ihalede belirlenen kira bedelini zorunlu olarak kabul etmek zorunda kaldığını ileri sürerek iş bu davayı açmıştır.
Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (ahde vefa-pacta sund servanda) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi, aynen uygulanmalıdır. Karşılıklı borç doğuran akitlerde taraflardan biri için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile, borçlu (denge aleyhine bozulan
Gerçekte sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşme yapıldığı andaki karşılıklı edimler arasında var olan denge, sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede, büyük ölçüde bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (M.K. 2., 4. md) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebus Sic Stantibus-Beklenemeyen hal şartı-sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Tarafların iradelerini etkileyip sözleşme yapmalarına neden olan şartlar daha sonra önemli ölçüde değişmişse, artık taraflar o akitle bağlı tutulamazlar. Değişen koşullar karşısında M.K. nun 2. maddesi uyarınca sözleşmenin yeniden düzenlenmesi imkanı hasıl olur. Sözleşmenin edimleri arasındaki dengeyi bozan olağanüstü hallere, harp, ekonomik krizler, aşırı enflasyon, devalüasyon örnek olarak gösterilebilir. Sözleşmedeki edim ve karşı edim arasındaki dengeyi esaslı surette bozan olağanüstü olaylara beklenilmeyen olaylar denir.
Akit yapılırken öngörülemeyen değişikliklerin borcun ifasını güçlendirmesi halinde işlem temelinin çökmesi gündeme gelir. İşlem temelinin çöktüğünü kabul eden hakim; duruma göre, alacaklı lehine borçlunun edimini yükseltmeye, borçlu lehine (onun tamamen veya kısmen) (akit yapıldığı andaki dengeyi sağlayacak biçimde, edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar vermek suretiyle sözleşmeyi değişen şartlara uydurur.
Davacı, az yukarıda açıklanan nedenlerle işlem temelinin çöktüğünü ve uyarlama koşullarının gerçekleştiğini iddia ve ispat edemediği gibi, sözleşmenin kısa süreli olması ve dairemizin öteden beri sapma göstermeyen içtihatlarına göre bu gibi sözleşmelerde uyarlama yapılamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde verilen kararın dairemizce yapılan temyiz incelenmesinde sehven onanmasına karar verilmiş olmakla, onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bu kez yapılan incelemede bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle Dairemizin 26.4.2004 gün 2003/15690 esas, 2004/6105 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcının istek halinde iadesine, 28.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy