(1086 S. K. m. 276) (818 S. K. m. 213) (4721 S. K. m. 706) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat İrfan Kocabaşoğlu ile davacı vekili avukat H. Avni Karabeyoğlu'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıların murisinin paydaş olduğu 799 Parsel sayılı taşınmazdaki payından 3000 mG yeri 27.08.1986'da haricen satın aldığını, taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile üzerine binalar yapıldığını satın aldığı payının devredilmediğini, ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek ödediği paranın oluşacağı alım gücü esas alınarak gerçek zararın tespiti ile şimdilik 50.000.000.000 TL.nin faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir,
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- HUMK. nun 276. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi üçten ziyade bilirkişi intihap olmayacağı hükmünü getirmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılırken oluşturulan heyet kişiden fazla olup, bu heyetin hazırladığı rapor esas alınarak Mahkemece karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Davacının dayandığı 27.08.1986 tarihli haricen düzenlenen sözleşme, tapulu taşınmazın mülkiyetinin intikalini sağlamaya yönelik olup, resmi şekilde yapılmadığından MK.nun 706, BK.nun 213. ve T.K.26. maddeleri hükümleri gereği, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere geçersizdir. Öyle olunca davacı ancak ödediği bedelin Yargıtay'ın yerleşen uygulamalarında belirtildiği gibi, ödeme tarihinden itibaren denkleştirici Adalet İlkelerine göre ulaştığı değeri isteyebilir. Ödenen bedelin aynı miktarda iadesi halinde davalılar davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmiş olurlar. Mahkemece, bilirkişinin raporunda belirtilen taşınmazların imarlı durumları ve üzerinde bulunan binaların değerleri esas alınarak belirlenen bedele itibar olunarak hüküm kurulmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme geçersiz olduğundan, davacılar taşınmazın rayiç değerini isteyemeyeceklerinden, taşınmazların ve üzerinde bulunan binaların rayiç değerleri esas alınarak hesaplama yapılması ve ona dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. O halde mahkemece, davacının ödediği bedelin, ödeme tarihlerinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, artış ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artış v.s. ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü denkleştirici adalet ilkeleri gereğince yeniden teşkil edilecek bilirkişi kurulundan açıklamalı, denetime elverişli rapor alınarak belirlenip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz rapora dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1.bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereğince kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 10.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy