(818 S. K. m. 244) (1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Sami ile 17.10.2001 tarihinde boşandıklarını, mihir senedi ile kendisine bırakılan eşyaların davalıların yedinde kaldığını bu nedenle eşyaların aynen ya da bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının evi terk etmesi nedeni ile açtığı terk nedenine dayalı boşanma davasının kabul edildiğini altınları giderken götürdüğünü ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve karşı dava ile de, davacının evi terk etmesi nedeni ile davacıya bağışlanan eşyalar için bağıştan rücuu hakkının doğduğunu bu nedenle bağıştan rücuu ile mihir senedinin iptaline ve davacının götürdüğü altınların aynen ya da bedeli 1.650.000.000 TL.nın faiz ile ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, eşyaların aynen ya da bedelleri toplamı 5.828.633.000 TL.nın faizi ile davalıdan tahsiline, karşı dava açısından 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm; davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, mehir senedine dayalı olarak eşyalar hakkında bu davayı açmış, davalılar da karşı dava ile davacının evi terk ettiğini ve açtığı terk nedeni ile boşanma davasının bağıştan rücuu şartlarını doğurduğunu ileri sürerek, mihir senedinin iptali ile götürülen altınları talep etmiştir. Gerçekten, karşı davacı karşı davalı aleyhine terk sebebi ile boşanma davası açmış ve bu dava kabul edilmek suretiyle 5.12.2001 tarihinde kesinleşmiş ve taraflar boşanmışlardır. Eldeki karşı dava ise, boşanma davasının kesinleşmesinden sonra yasanın öngördüğü 1 yıllık süre içinde açılmıştır. Boşanma kararları inşai kararlardan olup buna ilişkin kararlar kesinleşme ile sonuç doğurur. Değinilen bu yön gözetilerek, asıl davanın reddinde ve karşı davanın da kabulüne karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bundan ayrı olarak mehir senedinde yazılı ziynet eşyaları taşınabilir ve kadına mahsus eşya olduğundan kural olarak davacı kadında bulunması gereklidir. Bu karinenin aksini davacı kadının isbat etmesi gerekir. Dinlenen tanık ve dosya kapsamı, ziynet eşyalarının davacı kadının elinden zorla alındığını kanıtlar nitelikte değildir. Mahkemece, bu yönün de, gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy