(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartı ile yaptığı harcamaları süresinde geri ödeyemediğini, davalı banka tarafından ihtarla borcun tamamının istemesi üzerine haciz tehdidi altında önce 30.1.2003 tarihli protokolü, sonra 17.3.2003 tarihli protokolü imzalamak ve ilk taksitlerini ödemek zorunda kaldığını, bilahare çıkan 4822 sayılı Yasanın geçici 1.maddesinden faydalanmak için bankaya müracaatından sonuç alamadığını ileri sürerek 4822 sayılı Yasaya göre borcun ve taksitlerin tespitini % 40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, icra tehdidi savının gerçek olmadığını davacının 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesini ihlal ettiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin yürürlüğe girmesini müteakip davacının davalı bankaya müracaatı üzerine davalı bankaca 18.3.2003 tarihinden geçerli olmak üzere aylık 12 taksit ödeme planı hazırlandığı ve davacının ilk taksidi itirazı kayıt ileri sürmeden ödediğinin anlaşıldığı, bu halde davacının davalı bankanın borcu fazla çıkarttığını tekrar iddia ederek 4822 sayılı Yasaya göre kredi borcunun yeniden saptanarak yapılandırılmasını dava yoluyla istemesinin bir hakkın kötüye kullanılmış, olduğu dürüstlük kuralın gereği somut olayda dinleme olanağının yasal ve hukuksal koşullarının bulunmadığı, esasen eda davası açılması gereken hallerde bu şekilde tespit istemine yönelik dava da açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle 4077 sayılı Yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanılması için açılmıştır.
4822 sayılı Yasanın geçici 1.maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca, kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, kredi kartı borçlarını yüksek faizler nedeniyle ödeyemeyen kredi kartı borçlularını bu zor durumlarından kurtarmak için borçların tasfiyesi ve ödenmesi amacıyla çıkartılmıştır. Çıkartılış amacına göre bir Atıfet Yasasıdır. Yasanın asıl amacı kredi kartı borçlusu olan tüketicinin ödeyemediği borçlarının tasfiyesidir. Yasada, yasanın yürürlüğe girmesinden önce borcunu bir protokole ya da sözleşmeye bağlayan ya da ilk taksiti yatırmayanın bu yasadan yararlanamayacağına dair bir düzenleme yoktur. Davacı borcunu ödeyemeyince, davalı banka 30.1.2003 tarihli ihtarname ile borcun ödenmesini bildirerek davacıyı temerrüde düşürmüş, 30.1.2003 tarihinde davacı bir sözleşme ile borcunu 15 taksit de ödemeyi kabul ederek ilk taksiti 17.2.2003 tarihinde yatırmıştır. Davalı banka 5.2.2003 tarihinde yeni bir ihbar ile davacıyı yeni bir sözleşme yapmaya çağırmış, davacı 17.3.2003 tarihinde haciz tehdidi altında yeni bir sözleşme ile ödeme planını imzalamış ve ilk taksiti 18.3.2003 tarihinde yatırmıştır. Ancak, bu sırada 4822 sayılı Yasanını geçici 1.maddesi yürürlüğe girmiş olmakla davacı 25.3.2003 tarihinde süresinde bankaya yasadan yararlanmak üzere başvurmuştur. Ancak bankaca yeni bir işlem yapılmamıştır.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir.
Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak Ú akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacı borçlunun 4822 sayılı Yasanın yayınlanmasından önce davacı bankanın gönderdiği 30.1.2003 tarihli ihtarname, aynı tarihte davacıya tebliğ edilmiş olup, ihtarda verilen 1 haftalık sürenin dolması ile 8.2.2003 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, bilahare 4822 sayılı Yasadan faydalanmak için 25.3.2003 tarihinde davalı bankaya süresinde başvurduğu dosyadan anlaşıldığı gibi taraflar arasında da çekişmesizdir.
O halde mahkemece yapılacak iş, davacının 8.2.2003 tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek temerrüt tarihindeki asıl alacak akdi faizden oluşan alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvurduğu 25.3.2003 tarihine kadar yıllık % 50 faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmak üzere bilirkişiden rapor alınarak sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir. Yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy