(818 S. K. m. 38, 39)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vekili avukat S. U. geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, dava dışı Kooperatife ilişkin taşınmazı kiralamaya ait bütün hak ve yetkilerin kendisinde olduğunu bildiren davalı A. ile görüşerek 2.8.2002 düzenleme, 10.8.2002 başlangıç günlü kira sözleşmesi ile kiraladığını, davalının kira sözleşmesini koop. kaşesini basarak iki imza ile kendisine verdiğini, 6.8.2002 gününde kooperatifçe keşide edilen ihtarname ile davalıların tek başına kooperatifi temsilen taşınmazı kiralama yetkilerinin bulunmadığını bildirdiğini, sözleşme düzenlenirken ilk ay kira bedelini peşin ödediğini ve 500 dolar depozito bedeli olarak açık senet verdiğini, dükkanı kiraladığı inancı ile bir takım masraflar yaptığını, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 15.000.000.000 TL maddi, 5.000.000.000 TL manevi tazminatın olay gününden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, depozito olarak verilen senetten dolayı da borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, kira sözleşmesinde taşınmazı kiraya veren tarafın Bütün Hastane İşçileri Konut Yapı Kooperatifi olduğunu bildirerek, davanın husumet sebebiyle reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar hakkında açılan davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı kooperatifi temsilen davalılar ile yapmış olduğu 10.8.2002 başlangıç günlü kira sözleşmesi gereği ilk ay kira bedeli 700.000.000 TL ile 500 dolar depozito bedeli olarak boş senedi davalılara verdiğini, kiracılığına inanarak mecura bir takım masraflar yaptığını, ancak bilahare kooperatifin keşide ettiği ihtarname ile sözleşmeyi imzalayanların kooperatifi temsile yetkili olmadıklarını, bu sebeple zarara uğradığını ileri sürerek, zararının tazmini için bu davayı açmıştır. Gerçekten dosya içeriğinde yer alan belgelerden sözleşmenin tarafını teşkil eden M. D.'nin kooperatif başkanı, sair davalı A. D.'nin de kooperatif müdürü olduğu anlaşılmaktadır. Kooperatif kayıtlarında ise; yönetim kurulu üyelerinin en az ikisinin kooperatif kaşesi altında atacakları müşterek imzaları ile kooperatif tüzel kişiliği en geniş biçimde temsil ve imza edecekleri açıktır. Hal böyle olunca davacı ile kooperatif arasında yapılmış geçerli bir sözleşmenin varlığından söz edilemez. BK.nun 38. ve 39. maddesi gereğince kooperatif bu sözleşmeye icazet vermediğine göre, sözleşmeyi kooperatif adına imzalayan davalıların hukuken sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O durumda mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeple temyiz edilen kararın davacı yararına bozulmasına, peşin harcın istem halinde iadesine, 375.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 24.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy