(4822 S. K. Geç. m. 1) (492 S.K. m. 23, 1 SAYILI TARİFE) (2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının dava dışı Ayhan Durur'un borçlusu olduğu kredi kartı sözleşmesinin müşterek borçlu-müteselsil kefili olduğunu, kredi kartı ile yapılan alışveriş borcunun ödenmediğini, tahsili için girişilen icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını ve % 40 icra inkâr tazminatının davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, alacağın temelini oluşturan kefalet sözleşmesinde kefalet limitinin belirtilmediğini kredi limitinin de 100.000.000.-TL olup bu miktardan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine yaptığı itirazının sözleşme limiti olan 100.000.000.-TL asıl borç ile 36.566.000.-TL faiz ve giderleri olmak üzere toplamı 136.566.000.-TL hakkındaki itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ve alacağı %149.25 ve değişik oranlarda faiz uygulanmasına, bu miktar üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, reddedilen miktar üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka davalının müşterek borçlu-müteselsil kefili olduğu dava dışı Ayhan Durur'a verilen kredi kartının kullanılmasından doğan borcun ödenmemesi nedeniyle itirazın iptali için eldeki bu davayı açmıştır. Davacı banka 24.1.2002 tarihinde icra takibinde bulunurken temerrüt tarihinden takip tarihine kadar asıl alacağı % 149.25 oranında, takip tarihinden sonra da icra takibindeki tüm takip alacağına takip tarihinden itibaren % 140.25 oranında faiz yürütülmesini istemiş, davalı borçlu tarafından kefalet limitinden sorumlu olduğu belirtilerek borca, faiz ve oranına itiraz edilmiş, yargılama aşamasında yürürlüğe giren 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için 11.4.2003 tarihinde başvuruda bulunmuştur.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, serbest muhasebeci mali müşavir olan bilirkişi tarafından hesaplama, davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olmasına göre limit formunda yazılı 100.000.000.-TL limit üzerinden takip tarihine kadar hem sözleşmedeki akdi faize, hem 4822 sayılı yasanın geçici 1.maddesine göre % 50 faize göre yapılmış, keyfiyet mahkemenin takdirine bırakılmış, mahkemece de akdi faize göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek hesaplanan miktara takip tarihinden itibaren de % 149.25 oranında faiz yürütülmek suretiyle takibin devamı yolunda hüküm kurulmuş, davalı hükmü temyiz ederken hükmolunan 136.566.000.-TL'lik kısma bir itirazı olmadığını açıkça belirtip, sadece takip tarihinden itibaren % 50 yerine, % 149.25 oranında faiz yürütülmesini temyiz sebebi yapmıştır.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinde bu kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları, temerrüt tarihindeki anaparaya yıllık % 50'yi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle on iki eşit taksitte ödeneceği hükmünü getirmiştir. Davalı süresi içerisinde 11.4.2003 tarihinde bankaya 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için başvurduğuna göre davalının yasadan yararlanma hakkı doğmuştur.
Bu nedenle önceki kurulan hükümdeki tarafların kazanılmış haklarını ortadan kaldırmamak tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere 4822 sayılı yasanın geçici 1.maddesi gözetilerek davalının itirazına uğramayan hükümle kabulünde olan 136.566.000.-TL takip tarihi 24.1.2002 tarihinden başvuru tarihi 11.4.2003 tarihine kadar yıllık % 50 gecikme faizi BSMV uygulanmak, icra takibi tahsil harcı, icra masrafları, belirlenen takip tarihindeki alacak üzerinden Harçlar Kanunu'nun 1 sayılı tarife ve 23. maddesi gereği tahsil harcı ile avukatlık ücretinin borca ilavesi gerekir. Mahkemece bilirkişiden açıklanan hususlarda ek rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, davalının 4822 sayılı yasadan yararlanma istemi göz ardı edilerek itirazın iptali takibin devamı yolunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 03.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy