(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 463) (1086 S. K. m. 288, 289)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Nusren Gülşen ile davacı vekili avukat Hasan Çetin'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 1998 yılında mısır hasat açma makinesini emanet olarak davalının garajına bıraktığını davalının makineyi iade etmediğini ileri sürerek makinenin aynen alınarak teslimini istemiştir.
Davalı, dava konusu edilen mısır hasat açma makinası ile garajında bulunan mısır hasat açma makinesinin aynı olmadığını, davacı ile aralarında İcra Tetkik merciinin 2001/2-19 Karar sayılı istihkak davasının görüldüğünü ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini kesin hüküm itirazı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu mısır hasat açma makinasının zilyetliğinde bulunduran davalının mülkiyetine ilişkin bir belge ibraz edemediğinden ve kendisine ait olduğunu ispatlayamadığından davanın kabulüne, dava konusu mısır hasat açma makinasının davalıdan aynen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 1998 hasat yılı sonunda davalıya emanet olarak bıraktığı Clayson 80 tipi mısır hasat açma makinasının aynen iadesini istemiştir. Davalı aralarında istihkak davası geçtiğini davasının kabul edildiğini kesin hüküm bulunduğunu dava dilekçesinde yazılı Clayson 8060 tipi mısır hasat açma makinası ile kendi elindekinin aynı olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir. Borçlar Kanununun 463. maddesi uyarınca Emanet; bir akittir ki onunla emanet alan emanet veren tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde saklayarak ve emanet verenin dilediği zaman istemesiyle onu emanet verene geri vermesi yükümlülüğünü yükleyen bir sözleşme olarak tarif edilmiştir.
Davacı bu madde ile devamı madde hükümlerine dayanarak emanet olarak bırakmış olduğu aletin kendisine iadesini istemiş, davalı ise emanet ilişkisini kabul etmemiştir. Davacı öncelikle akdi ilişkinin varlığını yasal delillerle ispatlamak zorundadır.
Dava edilenin miktarı itibariyle HUMK'nun 288 madde gereğince tanık dinleme olanağı bulunmamaktadır. Davalının ayrı kanunun 289.madde gereğince de verilmiş bir onamı yoktur. Oysa mahkeme değinilen bu yönleri gözetmeden davacının dinlettiği tanık beyanlarına itibar etmiştir.
Kaldı ki davacı dava dilekçesine bağladığı faturalarda ve satış senedinde mısır hasat açma makinasının niteliklerini belirtmiş, mahallinde yapılan keşifte dinlenen bir kişi davacının delil olarak eklediği fatura ve satış senedindeki makinanın farklı olduğu sonucuna varmış, bir ihtimalden hareketle mısır hasat açma makinasının üzerinde Geringhoff marka yazılı olup Clayson 8060 biçerdöverler dahil olmak üzere çoğu biçerdövere takılabildiğini, Zirai Donatım Kurumunca düzenlenen 03.07.1989 tarihli faturada Clayson 8060 mısır açma makinasının tanımlamasının yanlış yazıldığını, dünyada Clayson 8060 adı ile üretilen bir mısır açma makinası olmadığını, Geninghaff mısır açma makinasının Clayson 8060 biçerdövere uyumlu olduğunu, bildirmiştir. Davacının dilekçesine ekli satış senedindeki makinanın Clayson 8060 tipi olduğu yazılı olup 470.03787 nolu olduğu açıktır. Hal böyle olunca davanın buna ilişkin delillerinin de sübut bulmadığı sonucu ortaya çıkar. İstihkak dava dosyasında bilgisine başvurulan bilirkişi mısır açma makinasının Geringhoff marka GP 400s Tipi olduğu ve Batı Alman malı olduğunu açıklamıştır. Her 2 bilirkişi raporu örtüştüğüne göre istihkak davasında konu edilen makine ile bu makinanın da aynı olduğu gözlemlenmiştir. İstihkak davası genel hükümlere göre çözümlendiğinden kesin hüküm teşkil eder. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine ve 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 06.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy