(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 84, 101) (4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m 23)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borcunu ödeyemediğinden hakkında icra takibi yapıldığını, 4822 sayılı yasadan faydalanmak için bankaya başvurduğunu ancak, fazla hesap çıkarıldığını bildirip, gerçek borç ve taksitlerinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 1.124.136.964 lira borçlu aylık taksitlerinin 93.678.080 lira olduğunun tesbitine ve harç alınmamasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayımızda davacının 4822 sayılı yasadan faydalanmak için davalı bankaya 3.4.2003 tarihinde başvurduğu anlaşılmaktadır. Ancak hangi tarihte temerrüde düştüğü hususunda dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Öncelikle mahkemece, davalı bankadan davacı kredi borçlusuna gönderilen son hesap ekstraları, hesabın kat edilmiş ise buna ilişkin tebliğ şerhli ihtarname, icra takip dosyası, itirazın iptaline ilişkin dosya celbedilip davacının temerrüt tarihi belirlenerek, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı borcu belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- 4077 sayılı Tüketicin Korunması Hakkındaki Kanunun 23. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi ile tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların her türlü resim ve harçtan muaf oldukları belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar harç ile sorumlu tutulmamışlardır. Ancak mal ve hizmet sunan satıcıların harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda dava kabul edildiği takdirde davanın değerine göre davalının harçtan sorumlu tutulması hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması harçlar kanununun amir hükümleri gereğidir. Davanın reddi halinde ise tüketici olan davacı harçtan muaf olduğu için harç alınmaması gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde davalının harç ile sorumlu tutulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. bent gereği davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereği kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy