(2004 S. K. m. 67) (4077 S. K. m. 6, 10)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının tüketici kredi sözleşmesinden doğan borcunu ödemediğini, yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, borcun tamamını ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 4077 sayılı yasanın 10. maddesinde belirtilen tüketici kredisi niteliğinde olup, davacı banka aynı yasanın 6. maddesi gereğince davalıya ihtar çekmediği, çektiği ihtarın yasa maddesine aykırı şekilde olduğu bu itibarla temerrüt faizi isteyemeyeceği asıl alacağında davalı tarafından itiraz edilmeyip ödendiği anlaşılmış bulunduğundan bankanın yasaya aykırı istemi kendisine hak kazandırmayacağından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4822 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 24.5.2000 tarihinde alınan tüketici kredisinin taksitlerinin ödenmemesinden kaynaklanmaktadır. Davalının anılan sözleşme ile kullandığı 1.500.000.000.-TL'lik krediyi 26.6.2000 tarihinden başlamak ve 12 eşit taksitte ödemek üzere toplam 1.929.530.436.-TL olarak ödeyeceği tartışmasızdır. Davalı 24.10.2000 tarihli taksiti ödemeyince davacı banka tarafından 30.11.2000 tarihinde gönderilen ihtarname ile temerrüde düşürülmüş, borç ödenmediği için başlatılan icra takibine de itiraz edilmesi üzerine eldeki bu davayı açmıştır.
Hal böyle olunca somut olaya 4077 sayılı Kanunun 10. maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Tüketici kredisi başlığını taşıyan 4077 sayılı Kanunun 10. maddesinin 2.fıkrası sözleşmede aranılacak hususları tadadi olarak saymış, bu madde hükmüne göre hazırlanan taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin muacceliyet ve temerrüt başlıklı 9. maddesinde ayrıntılı olarak düzenleme yapılmış, borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları da yine aynı kararlaştırmada yer almıştır. Bu itibarla sözleşmedeki kararlaştırma Kanununun 10. maddesi gereğince tarafları bağlar uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Kredi sözleşmesinin 9. maddesinde ....taahhüt ettiği taksitlerden herhangi birisini vadesinde ödemediği hallerde bakiye borcun tamamı hiçbir ihtar ve merasim gerekmeksizin muaccel olur. Ayrıca ihtara gerek kalmaksızın muacceliyet anında müşteri temerrüde düşmüş sayılır... kararlaştırması bulunduğuna göre uygulama imkanı bulunmayan 4077 sayılı yasanın 6. maddesinin kıyasen olaya uygulanması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelere göre temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 03.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy