(1086 S. K. m. 39) (818 S. K. m. 1, 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılar ve dava dışı Nurettin Akbulut'un birlikte hissedar oldukları 3831 parsel no'lu 49.300 m2'lik tarlanın 1/64'ne tekabül eden kısmını üzerindeki şerhle birlikte 7.9.1992 tarihinde tapudan satın aldığını, aynı tarihli sözleşme ile taşınmaz üzerindeki şerhden dolayı doğabilecek maddi ve manevi her türlü sorumluluğun satıcılar tarafından üstlenildiğini, muvazaa nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davası sonunda satın aldığı taşınmazın 13/192 payının iptaline karar verildiğini ileri sürerek, bu nedenle uğramış olduğu 6.500.000.000 TL tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının, taşınmazın davalı olduğunu bilerek satın aldığını, herhangi bir zarara da uğramadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davayı açmadan önce kendisinde kalan hisseleri üçüncü kişiye satarak tapudan el çektiği, davanın açıldığı tarihte tapuda malik olmadığı, bu nedenle aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılarla yapmış olduğu 7.9.1992 tarihli noterde düzenlenen iki ayrı sözleşmeye dayanarak, davalılardan satın aldığı taşınmazın bir kısmının mahkeme kararı ile elinden çıktığını belirterek, uğramış olduğu zararın ödetilmesini istemiştir. Davacının dava tarihinden önce taşınmazdaki diğer hisselerini üçüncü kişiye satmış olması ve dava tarihi itibariyle taşınmazların maliki olmaması, akitleri olan davalılara karşı dava açmasına engel değildir. Davanın konusu, mahkemenin kabulünün aksine taşınmaza bağlı bir hak değil, sözleşme ilişkisine dayalı tazminat hakkıdır. O halde mahkemece işin esasına girilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy