(818 S. K. m. 484)
Dava : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat C.M. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka, davalının kredi kartını kefil olarak imzaladığını, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine İcra takibi başlatıldığını bildirip, davalının icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile İcra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kredi kartı sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, sözleşmede muayyen bir bedelin gösterilmediğini, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 600.000.000.- TL asıl alacak, 294.750.000.-TL işlemiş faiz, 14.737.500.-TL BSMV, 158.319.620.-TL İcra masrafları olmak üzere toplam 1.067.807.120.-TL üzerinden takibin devamına, fazla talebin reddine, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, dava dışı Ö'ye ait kredi kartı üyelik sözleşmesinin kefilidir. Üyelik sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu limit gösterilmemiştir. Bu durumda B.K. 484. maddesine göre sorumluluğundan söz edilemez ise de davalı, davacı bankaya keşide etmiş olduğu İzmir 11. Noterliğinin 01.11.2001 tarih ve 33575 yevmiye nolu ihtarnamesinde borçluya kefil olduğu zamanki kredi limitini 200.000.000.- TL olduğunu kabul etmiş olduğuna göre, davalının bu kabulü kendisini bağlar. Davalı kabul ettiği bu limit ve temerrüdünden sorumludur. Bankanın limiti sonradan arttırması davalıyı bağlamaz. Bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 16.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy