(2004 S. K. m. 67) (4077 S. K. m. 23, Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borcunu ödemediğini, 4.5.2001 tarihli ihtarla hesabın kat edildiği bildirilip borcunu ödemesi istendiği halde ödemediğini, hakkında yapılan icra takibine de itiraz ettiğini bildirip, davalının itirazının iptalini, inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davalının icra takip tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek 1.794.135.126 Lira üzerinden takibin devamına asıl alacağa temerrüt tarihinden % 375 temerrüt faizi % 5 gider vergisi uygulanmasına, % 40 tazminatın tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'da değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinin uygulanmasında, tüketici kredi kartı borçlusunun temerrüdünün hangi tarihte gerçekleştiğinin belirlenmesi gerekir.
Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi banka tarafından tüketiciye gönderilen son hesap özetinde belirtilen tarih ise de, kredi kartı borçları Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde ödenmesi öngörülen miktar, önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından anılan maddenin uygulanması kabil değildir. Kredi kartı sözleşmesinin özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip, hesap kat edildikten sonra borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından ihtar gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir.
Somut olayımızda davacı tarafından hesabın 3 Mayıs 2001 tarihi itibariyle kat edilip toplam borcun bir gün içinde ödenmesi talebiyle 4 Mayıs 2001 tarihinde noter kanalı ile gönderilen ihtarname muhatap tanınmadığından bahisle 10.5.2001 tarihinde bila tebliğ iade edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen kredi kartı sözleşmesinin 13. maddesinde, kredi kartı alan kişinin sözleşmedeki adresi değiştiğinde, bankaya bildirmediği taktirde, bu adrese gönderilen tebligatın kendilerine yapılmış sayılacağı kararlaştırılmıştır. Davacı tüketici kredi kartı borçlusunun, sözleşmedeki adresinin değiştiğini davalı bankaya bildirmediğinden sözleşmedeki adresine çıkartılan ihtarnamenin bila tebliğ iade edildiği 10.5.2001 tarihinde ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğinin kabulü gerekir. Öyle olunca ihtarla verilen sürenin bitmesiyle davalı 12.5.2001 tarihinde temerrüde düşmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt tarihini 12.5.2001 tarihi esas alarak yaptığı hesap sonucu bulduğu 2.564.424.433 Lira üzerinden davanın kabulüne, asıl borç olan 1.612.211.824 Liraya takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- 4077 sayılı tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 23. maddesinin 3.fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Yasa koyucunun maddeyi yasaya koyuş amacı nazara alındığında tüketicilerin açtıkları davanın reddi veya haklarında açılan davanın aleyhlerinde neticelenmesi halinde tüketicilerin harçla sorumlu tutulmamaları gerekir. Mal ve hizmet sunan satıcıların ise harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin yasada bir hüküm yoktur. Satıcı tarafından tüketici hakkında açılan davanın açılışında harç alınması gerektiği gibi, açtığı davanın reddi ve hakkında tüketici tarafından açılan davanın aleyhine sonuçlanması halinde harçla sorumlu tutulması ve kararı temyiz ettiklerinde de temyiz harcının alınması, harçlar kanununun amir hükümleri gereğidir.
Mahkemece bu yön gözetilmeksizin davalı tüketicinin kararla birlikte harçla sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. ve 2. bentlerde gösterilen nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy