(4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 84, 101) (4077 S. K. m. 23)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı Bankadan aldığı kredi kartları borcunu ödeyemediğini, 4822 sayılı yasanın geçici birinci maddesinden faydalanmak için çektiği ihtara cevap verilmediğini belirterek bu yasa hükümleri doğrultusunda borcunun tespiti ile 12 taksitte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kredi kartı borcu için 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce hesabın kat edilmediğini, yasal takibe geçilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 4822 sayılı yasanın yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde davalı bankaya yazılı müracaatının bulunmadığı, davacının yasadan yararlanma koşulunu yerine getirmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1- 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Mevduatı Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Mevduatı Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davacının, Kastamonu 1. Noterliği vasıtasıyla 14.4.2003 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarname ile 4822 sayılı yasanın geçici birinci maddesinden faydalanmak için yasal sürede müracaatta bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hesap ekstrelerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, 3179 numaralı kredi kartı için son ödeme tarihi olan 5.11.2002 tarihinde asgari ödeme tutarı olan 43.524.172.-TL'nin ödenmediği, 2769 nolu kredi kartı için de 5.3.2002 tarihinde asgari ödeme tutarı olan 14.910.558.-TL ödenmediği ve bu tarihler itibariyle banka alacağının 4822 sayılı yasanın yürürlüğünden önce icra takip aşamasına geldiği belirlenmiştir. Bilirkişinin bu tespitine tarafların itirazı olmamıştır. Bu durumda davacının 4822 sayılı yasanın geçici birinci maddesinden faydalanmış ise yasal koşullar oluşmuştur. Mahkemece yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda davacının borcu belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi. Usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23/2.maddesi gereğince Tüketici Mahkemeleri nezdinde, tüketicilerin, tüketici örgütlerinin ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaf tutulmuştur. Bu yasal düzenlemeye karşı davacı tüketiciden harç alınmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Davacı tarafça temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy