(4787 S. K. m. 4) (4721 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile 1991 yılı içerisinde evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde 1993 yılında bir kooperatife üye olduklarını, taksitlerin tamamen kendi kazancı ile ödendiği halde davalı adına kayıtlı bulunduğunu, 1997 yılında davalının açmış olduğu boşanma davasının halen derdest olduğunu ileri sürerek, 2 nolu ikiz villanın dava tarihi itibariyle değeri olan 3.000.000.000 TL'nin faiziyle ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin kuruluş görev ve yargılama usullerine dair kanunun 4. maddesine göre, Aile Mahkemesi görev alanına girdiğinden, dava dosyasının Kadıköy nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesine, esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin temyiz edilen 18.7.2003 tarihli kararı, nitelik itibariyle bir gönderme kararı değil, görevsizlik kararıdır.
Dava, evlilik birliği sırasında elde edilen taşınmaza ilişkin katkı bedeline ilişkin olup, dava tarihi itibariyle tarafların evli oldukları dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1. maddesinde de belirtildiği gibi, Türk Medeni Kanunun yürürlüğe girmiş ise de yapılan değişikliklerden önceki olayların hukuki sonuçlarına, bu olayda hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise, kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur. 18.1.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde Aile Mahkemelerine MK.nun ikinci kitabında yazılı dava ve işleri bakmakla görevli kılmış ise de MK.nun ikinci kitabında eşler arasındaki mal rejimlerinin tasfiyesine ilişkin hükümler yer almış olup, eşlerden birini tasfiye isteyebilmesi için evlilik birliğinin ölüm, boşanma veya iptal sebebiyle sona ermiş olması veya tarafların bir sözleşme ile yeni bir mal rejimini seçmiş olmaları gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, Aile Mahkemeleri, MK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden sonra karı-koca arasında edinilmiş mallar yönünden çıkacak uyuşmazlıklara ilişkin olan davalara bakmakla görevlidir. Bu tarihten önce edinilmiş mallar yönünden çıkacak uyuşmazlıklar Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür Oysa, somut olayda davacı, 1991 yılında evlendiklerini, bu tarihten sonra oluşturdukları kazanç ve katkılarıyla davaya konu kooperatif hissesini satın aldıklarını ileri sürdüğüne ve dava tarihi itibariyle evlilik birliği devam ettiği gibi, taraflar sözleşme ile yeni bir mal rejimine de geçmiş bulunmadıklarından uyuşmazlık, MK.nun istihkak ve BK. hükümlerine göre çözümleneceğinden, mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy