(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 262)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılar ile 01.05.1998 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi imzaladığını 01.05.2001 tarihinde kira sözleşmesinin kendiliğinden 1 Yıl daha uzadığını sözleşmeye göre yeni dönem için dolar kurunu sabitleyerek davalılara kiraları ödediğini, kira sözleşmesini 3 ay önceden haber vererek 30.09.2001 tarihinde feshettiklerini Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül kiralarını ödediğini, mecura ait anahtarı ilgili mercie Tevdi mahalli tayini kararı ile teslim ettiklerini, davalıların aleyhlerine 2001 Mayıs-Aralık, 2002 Ocak Nisan aylarına ilişkin kira alacağı için icra takibi başlattıklarını, kira sözleşmesini fesih edip, anahtarı tevdi mahalline teslim ettiklerinden davalılar ile aralarında kiracı-kiralayan ilişkisinin kalmadığını, icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve birleşen davada da kira akdinin devam edip etmediği yönünden davalılarca çıkarılan muazaranın önlenmesini istemiştir.
Davalılar, davacı aleyhine yapılan icra takibine davacının itiraz ettiğini. İtirazının Tetkik Merciinde kaldırılması ile maddi anlamda kesin hüküm şartlarının oluştuğunu, davacı kira bedelini eksik yatırdığı için kira sözleşmesinin 5/b maddesi uyarınca kira alacaklarının muaccel hale geldiğini, kira parasının sabitlendiğine ilişkin yazılı sözleşme, anlaşma yapmadıklarını, tevdi mahalli kararlarının itirazları sonucu kaldırıldığını, feshin geçerli olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davada, davalıların takipte haklı olduklarının tespiti ile davanın reddine, birleşen davada, yanlar arasındaki muazara asıl davada çözümlenmiş olduğundan konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmede kiracının 3 ay önceden haber vermek koşuluyla taşınmazı tahliye edebileceğine dair hüküm mevcuttur. 12.06.2001 tarih itibariyle gönderilen ihtarla taşınmazın tahliye edileceği bildirdiğine göre, bu ihtarın tebliğinden itibaren 3 ay sonrası itibariyle sözleşmenin feshedildiğinin kabulü gerekir. Davacı kiracı taşınmazı tahliye ettikten sonra 11.10.2001 tarihinde anahtarın teslimi için tevdi mahalli tayin ettirip, anahtarı teslim ettiğine göre bu tarihe kadar kiralardan sorumlu olması gerekir. Kiracının tahliye ettiğini bildiği halde davalı kiralayanların anahtarı tevdi mahallinden teslim almaması objektif iyiniyet kuralı ile bağdaşmaz ve davalıların itirazını inceleyen merciinde Tevdi Mahalli Kararını yanlış gerekçe ile de kaldırması neticeyi değiştirmez. Davalının tevdi Mahallinden anahtarı almaması suiniyete dayalı olup yasaca himaye edilemez. Bu durumda 11.10.2001 tarih itibariyle kira sözleşmesinin feshedilip taşınmazın tahliye edildiğinin kabul edilerek, 10.11.2001 tarihine kadarki kiralardan davacının sorumlu olduğunun kabul edilerek, karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy