(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı iki adet kredi kartının borcunu ödeyemediği için temerrüde düştüğünü, hakkında icra takibine girişildiğini, 4822 sayılı yasanın 1. maddesinden faydalanmak için başvurusuna cevap alamadığını ileri sürerek ödemesi gereken borcunun tesbiti ile taksitlendirilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın bilirkişi raporu doğrultusunda kabulü ile 14.5.2003 ilk taksit tarihi itibariyle davacının 5.378.869.657 TL. borçlu olduğunun ve 12 aylık beher taksit bedelini 448.239.138 TL. bulunduğunun tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki davalı bankanın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı iki adet kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için açılmıştır.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi Bu kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları temerrüt tarihindeki anaparaya yıllık yüzde elliyi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle oniki eşit taksitte ödenir. Kredi kartı borçları nedeniyle gerçekleştirilen her türlü takip yukarıda yer alan hükme göre ilk taksidin ödenmesiyle durur ve son taksidin ödenmesiyle birlikte tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Bu madde hükümleri, tüketicinin kredi verene kanunun yayım tarihinden itibaren otuz gün içinde yazılı müraacat etmesi halinde uygulanır. Hükmünü getirmiştir. Bu geçici maddeden faydalanabilmek için her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alış veriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanması gerekir. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin bu yasanın yayımlanmasından önce temerrüde düşmesi ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa başvurusunun bulunması gerekir.
Davacının iki adet kredi kartı kullanımından doğan borcunu ödeyememesi nedeniyle 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanma koşullarının oluştuğu mahkemenin de kabulündedir.
Mahkemenin benimseyip hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunda temerrüt tarihi olarak banka tarafından tüketiciye gönderilen son hesap özetinde belirtilen ödeme tarihi esas alınarak ana parayı belirlenmiştir. Oysa kredi kartı sözleşmelerinde dairemizin sapma göstermeyen uygulamalarına göre borçlunun temerrüdü banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise bu sürenin geçmesi ile oluşur. Bu tarihteki ana paranın belirlenmesi ise asıl alacağa temerrüt tarihine kadar akti faiz uygulanması ile olur.
Davacının hamili bulunduğu iki adet kredi kartı borcunun hesap kat tarihinde 3.156.747.827TL. olduğu hesap kat ihtarının davacıya 24.7.2001 tarihinde tebliğ edilip ödeme için 24 saat süre verildiğine göre borçlunun 26.7.2001 tarihinde temerrüde düştüğü dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
Mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak iki adet kredi kartı borcunun 26.7.2001 temerrüt tarihinden davacının başvuru tarihine kadar geçecek süreye 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesi gereğince yıllık %50 faiz uygulanması ve başvuru tarihindeki ödenmesi gereken miktarın belirlenmesi ve bu dönem içerisindeki ödemelerde BK.nun 84. maddesinin de hesaplamada değerlendirmeye alınması gerekir. İşte bundan sonra davalı tarafından yapılan icra takip harç ve giderleri tahsil harcı ve banka sigorta muamele vergisi ile buna ilişkin vekalet ücreti de ilave edildikten sonra davacının borcunun varlığı saptanıp 12'ye bölünerek aylık taksitlerde belirtilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken dairemizin uygulamalarına uygun düşmeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy