(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, 12.3.1999 tarihli sözleşme ile temizlik işi ihalesini alan davalıya, sözleşme gereği ödenmekte olan %19,5 oranındaki SSK primleri işveren hissesinin, 4325 sayılı yasa gereğince, bu kalem ödemenin hazinece karşılanması sebebiyle, sonraki istihkaklarından mahsup edilmesi üzerine, davalının mahsup edilen bu miktarın tahsili amacıyla icra takibi başlattığını bu miktarın ödenmesi halinde hazinece de ödenmesi nedeniyle mükerrer ödeme olacağını ileri sürerek icra takibi sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini, aleyhe karar verildiği takdirde davacı idarenin takip tarihinden itibaren temerrüde düştüğü dikkate alınarak, icra takibindeki işlemiş faiz kısmının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4325 sayılı yasanın amacının yatırımı teşvik ve işsizliğin önlenmesi olup, bu paranın davalıya ödenmemesi halinde yasanın amacının gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davasını açarken davalı tarafça yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş aleyhe karar verildiği takdirde davacı idarenin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü dikkate alınarak takibin işlemiş faiz kısmının kaldırılmasını talep etmiştir. Davanın dayanağı olan icra takibinde asıl alacak yanında davalı tarafça 29.070.159.000 TL. işlemiş %70 faiz talep edildiği görülmektedir. BK. 101/1 maddesi gereğince, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur" denilmektedir. Mahkemece bu yönde yani davacının temerrüt olgusunun oluşup oluşmadığı araştırılmalı, temerrüt yoksa, işlemiş faiz yönünden davanın kabulüne karar verilmelidir. Açıklanan yönün gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 30.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy