(1086 S. K. m. 230, 275)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Süleyman Şeker ve vekili avukat Metin Ünal ile davalı Yaşar Kuzuoğlu ve vekili avukat Hüseyin Coşkun Alper'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılardan Mustafa'nın üvey babası, diğer davalının da Mustafa'nın ilk karısından olma çocuğu olduğunu, Mustafa'nın tapuda kendi adına kayıtlı bulunan taşınmazı üzerine diğer davalı ile birlikte bina yapıp, lokanta olarak kendi adına çalıştırılmasını söylediğini, bu konuda birde vekaletname verdiğini, emekli parasıyla inşaat yapıp davalılarla birlikte bu yerde lokantacılık faaliyetinde bulunduklarını, işlerin randımanlı gitmesi üzerine davalıların kendisini işten attıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması suretiyle şimdilik 25.000.000.000 TL. nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, aralarında ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacının ailenin bir ferdi olarak işletmede 4-5 ay kadar kendilerine yardımcı olduğunu bundan sonra da kendi isteği ile ayrıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının adi ortaklık ilişkisini kanıtlayamadığı ve talep edeceği bir tasfiye payının da bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılardan Mustafa Kuzuoğlu 1.10.2003 günlü oturumdaki isticvabında davacının annesiyle evlendiğinde davacının 7 yaşında olduğunu, davacıyı kendisinin büyütüp işe soktuğunu, kendi imkanlarıyla kendi arsası üzerine lokanta yaptığını, davacının bu yeri işletmek istediğini kendisine söylediğini, kendisinin de diğer davalı oğlu Yaşar ile birlikte burayı işletebileceğini söylediğini, üç yıl bu şekilde çalıştırıp işlettiklerini, kazancı aralarında pay ettiklerini, davacının üç sene sonra işyerini satmaya kalkması üzerine de bozuştuklarını, davacıya 20.000.000.000 TL ödediğini ve ayrıldıklarını beyan etmek suretiyle ortaklık ilişkisini kabul etmiş olmasına karşın, davacının ortaklık payını ödediğini yasal delillerle ispat edememiştir.
Diğer taraftan dosya içerisinde bir örneği bulunan ve dava dışı Efes Pazarlama A.Ş. ile davacı ve davalılardan Mustafa Kuzuoğlu'nun işletici sıfatıyla imzaladıkları bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı olarak davacının kendisine ait taşınmazı üzerine Efes Pazarlama A.Ş. lehine ipotek tesis ettirmiş olması da taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu doğrulamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığı kabul edilmeli, öncelikle davacının işten ayrıldığı başka bir anlatımla ortaklığın fesh edildiği tarih bu olayın özelliği nedeniyle saptanmalı, bu tarih itibariyle yönetici ortak olduğu anlaşılan davalılardan ortaklık dönemini kapsayan süre için hesap istenmeli, hesap üzerinde tarafların uyuştukları ve uyuşmadıkları noktalar saptanmalı, uyuşamadıkları konularda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup, toplanmalı, böylece ortaklığın aktifi ve pasifi konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan alınacak mahkeme, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli raporla belirlenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu hususun göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 22.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy