(1086 S. K. m. 237, 455) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankanın vermiş olduğu kredi kartı kullanımından doğan borcunu ödemediği için temerrüde düştüğünü, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre ödeme olanağından yararlanmak için davalı bankaya başvuruda bulunduğunu, davalı banka tarafından borç miktarı taksitlendirilerek tarafına bildirilmiş ise de, fahiş olduğunu ileri sürerek bankaya borcunun 3.700.000.000 TL lik olduğunun tespiti ile geriye kalan 11.400.000.000 TL lik borcun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraflar arasında görülüp kesinleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/74 esas, 2002/600 Karar sayılı ilamının kesin hüküm, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/323 esas sayılı dava dosyasının 10.06.2003 tarihinde işlemden kaldırılmış olup, bu dosyanın derdestlik oluşturduğunu, kat ihtarnamesinde belirtilen toplam borcun ana para olarak kabul edilip ödeme tamamlanana kadar azalan bakiyeye de faiz yürütülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir;
Mahkemece, davanın kabulüne 26.05.1995 tarihli sözleşmeye istinaden dava konusu kredi kartından dolayı oluşan borcun 8.106.000.000 TL olduğu 30.05.2003 tarihli taksidin 103.500.000 TL diğer 11 taksitin beherinin 800.252.000 TL olarak ödenmek suretiyle tasfiyesine karar verilmiş, davacının tavzih istemi üzerine de 21.04.2004 tarihli hükmün tavzihine, davacının davalı bankaya 14.03.2003 tarihi itibariyle 5.851.643.198 TL borçlu olduğunun tespitine, davacının yaptığı ve bilirkişinin raporda görülmeyen ( 04.04.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL, 14.05.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL, 16.06.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL, 16.07.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL ve maaşından kesilen 190.000.000 TL olmak üzere ) toplam 5.418.000.000 TL.nin borçtan mahsubuna, bakiye 433.643.198 TL tutarında davalıya borçlu olduğunun tespitine karar verilmiş; asıl hüküm ile tavzih kararı davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
1. Mahkemece hükümde, müphem ve açık olmayan veya mütenakız, fıkralar bulunduğu hallerde tavzih kararı verilebilir. ( HUMK. 455. Maddesi ) Asıl hükmü değiştirecek, kesin hüküm sonucunu bertaraf edecek şekilde tavzih kararı verilemez. Davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için açtığı dava sonucunda mahkemece davanın kabulüne, 26.05.1995 tarihli sözleşmeye istinaden dava konusu kredi kartından dolayı oluşan borcun 8.106.000.000 TL olduğu 30.05.2003 tarihli taksitin 103.500.000 TL diğer 11. Taksitin beherinin 800.250.000 TL olarak ödenmek suretiyle tasfiyesine karar verilmişken, davacının tavzih istemi üzerine de hükmün tavzihine, davacının davalı bankaya 14.03.2003 tarihi itibariyle 5.851.643.198 TL borçlu olduğunun tespitine, davacının yaptığı ve bilirkişinin raporunda görülmeyen ( 04.04.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL, 14.05.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL, 16.06.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL, 16.07.2003 tarihinde 1.307.000.000 TL, ve maaşından kesilen 190.000.000 TL olmak üzere ) toplam 5.418.000.000 TL borçtan mahsubuna bakiye 433.643.198 TL tutarında davalıya borçlu olduğunun tespitine yolunda kurulan hüküm, asıl hükmü değiştirecek ve kesin hükmün sonucunu ortadan kaldıracak mahiyettedir. Mahkemenin bu yanı göz ardı ederek yazılı şekilde isteğin kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2. Dava davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için açılmıştır. 14.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın geçici 2. maddesi "Bu kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları temerrüt tarihindeki ana paraya yıllık %50 yi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle 12 eşit taksitle ödenir.
Kredi kartı borçları nedeniyle gerçekleştirilen her türlü takip yukarıda yer alan hükme göre ilk taksitin ödenmesiyle durur ve son taksitin ödemesiyle birlikte tüm sonuçları ile ortadan kalkar.
Bu madde hükümleri tüketicinin kredi verene kanunun yayım tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı müracaat etmesi halinde uygulanır." Düzenlemesi getirilmiştir.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi kredi kartı borçlusunu yüksek faizler nedeniyle ödeyemeyen kredi kartı borçlularını bu zor durumlarından kurtarmak için borçların ödenmesi ve tasfiyesi amacı ile çıkarılmıştır. Çıkarılış amacına göre atıfet yasasıdır.
Onun için tüketici lehine getirilen bu yasal düzenlemenin halen derdest olan davalarda da uygulanacağı konusunda duraksama olmamalıdır. Ancak kesin hükmün varlığı halinde durum farklıdır. Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile ( HUMK md. 237 ) çözümlenmiş olması dava şartlarındandır. Davanın dinlenme olanağını ortadan kaldırır. Kesin hüküm teşkil eden husus artık yeni bir dava konusu yapılamaz. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi yürürlüğe girmeden önce 18.12.2002 tarihinde belirtilen ve bu davanın açıldığı 18.07.2003 tarihinden de önce 04.04.2003 tarihinde kesinleşen tarafları, konusu ve sebebi aynı olan Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesinin 18.12.2002 gün ve 2002/74 esas, 2002/600 karar sayılı ilamı eldeki bu davaya kesin hüküm oluşturur.
Durum böyle olunca davanın kesin hüküm varlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Yukarıda 2. bentteki bozma nedenlerine göre davalı bankanın diğer temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1. ) ve ( 2. ) bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararların davalı banka yararına BOZULMASINA, (3.) bentteki açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy