(2004 S. K. m. 67) (4077 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kredi kartı kullanımından doğan borçlarını ödemediği gibi, aleyhine girişilen icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yetki itirazının yanında, borcun haksız ve fahiş tespit edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna nazaran davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kredi kartı kullanımından doğan borçların süresinde ödenmemesi üzerine girişilen icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle itirazın iptaline ilişkindir. Öncelikle çözüme kavuşturulması gerekli olan husus davalının 4822 sayılı yasadan yararlanıp yararlanmayacağı noktasında toplanmaktadır. 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanunda değişiklik yapan 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesinde; Bu kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödemeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları, temerrüt tarihindeki anaparaya, yıllık yüzde elliyi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle oniki eşit taksitle ödenir. hükmü getirilmiştir. Anılan yasa hükmünde açıkça belirtildiği gibi, kredi kartı borcu için borçlu aleyhine icra takibine girişilmesi şart olmayıp, borcun icra takip aşamasına gelmiş olması bu yasadan yararlanmak için yeterli sayılmıştır. Kredi kartı borçlusunun hesap ekstrelerinde bildirilen borcun tamamını ödeyemediği, hele hele somut olayda olduğu gibi, hesap ekstresinde bildirilen asgari ödeme miktarını dahi uzunca bir zamandır ödeyemediği durumlarda, borcun icra takip aşamasına geldiğinin kabulü zorunludur. Taraflar arasındaki kredi sözleşmesi de böyle durumlarda icra takibine girişilmesine olanak verir durumdadır. Davalı borçlu 21.10.2002 tarihinden itibaren asgari ödemelerini dahi aksatmış olup, nitekim yasanın belirlediği süreden çok kısa bir süre sonra ve 13.05.2003 tarihinde kredi hesabı kat edilmiştir. Bu durumda mahkemece yasal sürede başvuran davacının 4822 sayılı yasadan yararlanabileceğinin kabulü ile en azından 08.04.2003 tarihindeki başvuru ile temerrüde düştüğü dikkate alınarak borcunun tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hüküm davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy