(1086 S. K. m. 288)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 1999 yılından beri davalıların murisleri babalarının kiracısı olduğunu, mevcut rutubet nedeniyle önceden haber vermek suretiyle kiralananı 30.8.2002 gününde tahliye ettiğini, davalılara kira, elektrik, su vs. borcu bulunmamasına rağmen davalıların 500 USD meblağlı teminata senedini iade etmediklerini ileri sürerek borçsuzluğun tespitine %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının mecuru halen teslim etmediğini, aralarındaki tahliye davasının devam ettiğini, 2002 yılı Ağustos, Eylül ve Ekim ayı kiralarının ödenmediğini, kiralanan teslim edilmediği için hasar vs. borcu bulunup bulunmadığını bilmediklerini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, tanık beyanları esas alınmak ve kiralananın 30.8.2002 gününde tahliye edilip 17.9.2002 gününde de anahtarının teslim edildiği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılarca temyiz edilmiştir.
Davalıların murisleri M. Sayın ile davacı arasında düzenlenen 1.11.1999 başlangıç tarihli sözleşmede kiralananın şimdiki durumunun oturmaya hazır, temiz ve sağlam olduğu Özel Şartlar bölümünün 1. maddesinde elektrik, su ve ÇTV. nin kiracıya ait olduğu, 5. maddesinde, kiracının kiralananı ne şekilde aldı ise o şekilde iade edileceği kararlaştırıldıktan sonra 8. maddesinde de kiracı bu sözleşme ile üstlendiği mali külfetin teminatı olarak kiralayana .... depozito vermiştir. Tahliye anında depozito giderlerinin sarfını gerektirir bir halin olmaması halinde depozito iade edilecektir yazılıdır. Davacı, bu davasında kiralananı 30.8.2002 günü tahliye ettiğini ileri sürmüş, davalılar ise bu yerin halen teslim edilmediğini, kira alacaklarının bulunduğunu savunmuşlardır. Bu durumda davacı kiracı, kiralananı sözleşme şartlarına uygun olarak tahliye ve teslim ettiğini, teslim tarihi itibariyle kira borcu da dahil hiçbir borcunun bulunmadığını yasal delillerle ispat etmek durumundadır. Olayda HUMK. 288 maddesi hükmünce miktar itibariyle tanık dinlenilemez. Davalıların açık muvafakatleri bulunmadığı için dinlenen tanık beyanlarına da itibar edilemez. Kaldı ki davacının iddiasının aksine taraflar arasında Kuşadası Sulh hukuk Mahkemesinde görülen davada davacının bu davanın açılmasından sonra 21.10.2002 tarihi itibariyle tahliyesine karar verildiği ve böylece davacının tahliye keyfiyetini mecuru aldığı gibi teslim ettiğini, kira borcu bulunmadığını yasal delillerle ispat edemediği anlaşılmıştır Hal böyle olunca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy