(818 S. K. m. 106, 107/3)
Dava: Taraflar arasındaki alacak-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatif tarafından yaptırılan işyerlerinden satın aldığını, 29.11.1999 tarihli sözleşme ile işyerlerinin 12 ayda bitirilip teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davalının işyerini kararlaştırılan sürede teslim etmediğini, bu nedenle kira gelirinden mahrum kaldığını, alt yapı katılım payı olarak istenen bedelinde fazla olup, ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 500.000.000 TL fazla ödediği bedel ile aylık 100.000.000 TL. den toplam 2.100.000.000 TL kira gelir kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı kooperatif, dükkanların törenle 23.6.2001 tarihinde teslim edildiğini, 60 m2 işyeri olduğu dikkate alınarak altyapı katılım paylarının hesaplandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 752.500.000 TL. nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyizine gelince; davacı ile davalı kooperatif arasında dükkan satışına ilişkin 29.11.1999 tarihli sözleşme düzenlendiği ve bu sözleşmeye göre davalının işyerini 12 ayda teslim edeceği kararlaştırılmıştır. Karşılıklı taahhütleri içeren akitle, taraflar ifanın mutlaka belli bir tarihte veya belli bir süre içinde yapılmasını kararlaştırmışlarsa, bu akdin kesin vadeli olduğu kabul edilir. Böyle bir akitte alacaklının borçluya B.K. 106. mad. uyarınca süre tayin etmesine gerek yoktur (BK. 107/3). Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre, davalı üzerine aldığı işi 12 ayda teslim edeceğini taahhüt ettiği halde, bu süre içinde sözleşme hükümlerine göre dükkanı süresinde teslim ettiğine ilişkin savunmasını, davalının kanıtlayamadığı böylece kusurlu şekilde temerrüdünün olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 14.3.2003 tarihli bilirkişi raporu ile de işyerlerinin mevcut hali ile tamamlandığı ve tüm işyerlerinin boş olduğu, ancak işyerinin davacıya teslim edildiğine dair bir tutanağın bulunmadığı açıklanmıştır. Hal böyle olunca, davalı teslim olgusunu yasal delilerle ispatlayamadığına göre davacı, işyeri kendisine teslim edilinceye kadar uğradığı kira gelir kaybını istemekte haklıdır.
Mahkemece aksi yazılı düşüncelerle değerlendirmede yanılgıya düşülerek, fiili teslim olmadığı halde, 30.9.2001 tarihi esas alınarak, bu tarihe kadar kira gelir kaybına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazının reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy