(1086 S. K. m. 293)
Dava: Taraflar arasındaki ihalenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 28.11.2002 tarihinde P. Köyündeki 114 parsel numaralı taşınmazı ihale yolu ile satın aldığını, yaptırdığı tesbitle ihale edilen yerin, kendisine satılan yerden başka ulaşılması zor ve ekonomik değeri olmayan bir kuru dere yatağı olduğunu öğrendiğini, hataya düşürüldüğünü ileri sürerek ihalenin feshini istemiştir.
Mahkemece, 28.11.2002 tarihinde yapılan ihalenin feshine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davanın Hazine aleyhine açılması gerekirken, Bolu Valiliğine karşı açılması temsilcide yanılma olup, Hazine vekili yargılamaya katılarak davaya cevap vermiş bulunduğundan davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddi gerekir.
2- Davacının davalıya ait 114 parsel nolu taşınmazı ihaleye katılarak satın aldığı ve ihalenin kesinleştiği, satış bedelinin ödenmesi için davacıya 15 günlük süre verildiğine ilişkin yazının davacıya 3.12.2002 tarihinde tebliğ edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı ihale bedelinin yatırılması gereken son gün 18.12.2002 günü yeri teslim almak üzere, taşınmazın bulunduğu yere kadastro elemanları ile gittiğinde, satın aldığı yerin kendisinin almak istediği yerden başka bir yer olduğunu, hile ile aldatıldığını ileri sürerek ihalenin feshini istemiştir. Taşınmaz satışı açık arttırma suretiyle yapılmış olup, davacı 21.5.2001 tarihli dilekçesi ile satın almak istediği taşınmazın mevkii ve parsel numarasını bildirdiği gibi, şartnameyi de okuyarak imzalamıştır.
Kural olarak aksi ileri sürülüp kesin deliller ile kanıtlanmadıkça açık arttırma yapılırken, davacının ihaleye konu taşınmazı bilerek satın aldığının kabulü gerekir. Kaldı ki davacı aynı köyde ikamet etmekte olup, köy muhtarı olduğu dönemde de Milli Emlak Memurluğunca dava konusu taşınmaza ilişkin 28.10.1982 tarihli tutanağı o dönemin muhtarı olarak imzalamıştır. Bu tutanakta taşınmazın ekime elverişli olmayıp, çok meyilli olduğu açıklanmıştır. Hal böyle olunca davacının ileri sürdüğü olayların hile biçimde kabulü hukuken olanaksızdır. HUMK. nun 293. maddesi göre hile iddiası tanıkla ispat edilebilir ise de ihale ile yapılan bu satış karşısında davacının ileri sürdüğü olaylar, tanık dinlenmesini sağlayıcı bir hile olarak düşünülemez. Bu nedenledir ki, tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Davacı ihale yolu ile yapılan satış karşısında iddiasını yasal delillerle ispat etmek durumundadır. Mahkemece, davacıya bu konudaki yasal delilleri sorulmalı, davalının da karşı delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazının reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, 24.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy