(1086 S. K. m. 381, 388)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat F. İ. Sanal ile davalı vekili avukat H. Öncel'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile kardeş olduklarını, davalının aralarında düzenlendiğini iddia ettiği 26.10.1998 tarihli sözleşmeye dayanarak kendisine karşı 35.000 USD. nin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, takip talepnamesine sözleşmeye eklemediğini, takibin kesinleşip mallarının haczedildiğini ileri sürerek borçsuzluğun tespitine %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine, %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, gerçekte davacının davalıya 14.000 USD. borçlu olmasına rağmen bu miktarın kısa kararda zuhulen 10.000 USD. olarak kabul edildiği, gerekçeli kararın kısa karara aykırı olamayacağı gerekçe gösterilerek davacının davalıya 25.000USD. karşılığı kadar borçlu olmadığının tespitine, bu miktarın %40'ı oranında inkar tazminatının Türk parası karşılığının davalıdan; reddedilen 10.000USD. Türk parasının karşılığının %40 oranında inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Mahkeme hükmünün hangi hususları içermesi gerektiği HUMK. nun 381 ve 388 maddelerinde açıklanmıştır. Mahkemenin taraflara tefhim ettiği kısa kararla tebliğ edilen gerekçeli karar birbirinden farklı ve çelişkili bulunduğu gibi gerekçeli kararın gerekçe bölümü ile hüküm fıkrası da birbiriyle çelişki içerisinde bulunmaktadır.
Mahkemece 13.5.2004 tarihli kısa kararda 25.000 USD. yönünden davanın kabulüne 25.000 USD. nın %40'ı oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen 10.000 USD. nın %40'ı oranında inkar tazminatının da davacıdan tahsiline karar verilmiş; aynı tarihli gerekçeli kararın gerekçe bölümünde davacının gerçekte 14.000 USD. borçlu olmasına rağmen bu miktarın zuhulen 10.000 USD. olarak kabul edildiği açıklandıktan sonra hüküm fıkrasında da 25.000 USD. Türk parası karşılığının %40'ı oranında davacı yararına, 10.000USD. Türk parası karşılığı inkar tazminatının da davalı yararına hükmedilmesine karar verilmiş, böylece hem kısa kararla gerekçeli karar, hem de gerekçe ile hüküm bölümü arasında çelişki oluşturulmuştur.
Hal böyle olunca 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça belirtildiği gibi HUMK. nun 382, 388, 389 ve 428 maddeleri hükmü uyarınca açıklanan bu hususlar bozma nedeni olup, mahkemece, anılan İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi bozmadan önce verilen karar ile bağlı olmaksızın, aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeni bir karar verilebilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, 05.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy