(818 S. K. m. 161)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya ait taşınmazları haricen satın alıp bedelini ödediği halde, davalının açtığı meni müdahale davası sonucu taşınmazlardaki kullanım hakkına son verildiğini ileri sürerek, ödemiş olduğu toplam 174.800.000.-TL satış bedeli ile 70.000.000.- TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, geçersiz sözleşme ile aldığı taşınmazları iadeye hazır olduğunu, cezai şart istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Karar: Mahkemece, 495 parsel için ödenen 52.000.000.-TL'nin, BK'nun 161/3 maddesi uyarınca indirim yapılarak 45.000.000.- TL cezai şartıyla birlikte, 484 parsel için davalıya ödenen 22.800.000.-TL bedelin yine indirilmiş 18.000.000.-TL cezai şartıyla, 494 parsel için ödenen l00.000.000.-TL'nin sözleşme tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasında düzenlenmiş olan 25.01.1993, 13.05.1991. 08.02.1992 tarihli harici satış sözleşmeleri, tapulu taşınmazların mülkiyetinin devrine yönelik olup, resmi şekilde yapılmadıklarından geçersizdir. ( TMK. m. 706, Tapu Kanunu 26. madde, BK. 213. md ) geçersiz sözleşmelerin ferileri olan cezai şartlar da geçersizdir. Davacı geçersiz sözleşmeye dayanarak cezai şart isteyemez.
Mahkemece cezai şart talebinin tümden reddi gerekirken, yazılı şekilde BK. 161/3. maddesi uyarınca tenkis yapılarak kısmen kabulü şeklinde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan davacı BK'nun 101. maddesi gereğince dava açılmadan davalıyı bir ihtarla temerrüde düşürmemiştir. Davalının dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü zorunludur. Mahkemece bu yön gözetilmeden dava tarihi yerine sözleşme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de doğru değildir. Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Birinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy