(818 S. K. m. 125, 126/4, 363/2)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, maliki bulunduğu 1427 parselde kayıtlı F giriş 4.kat, 59 nolu bağımsız bölümün 17.08.1999 tarihinde meydana gelen depremde yıkıldığını, binanın müteahhidi bulunan Ağa Ceylan ve ortaklarının inşaatı yaparken uyulması gerekli yasa ve yönetmeliklere uymayışı sebebiyle sorumlu olduklarını, diğer davalıların satıcı olarak sorumlu bulunduklarını, ileri sürerek dairenin rayiç bedeli olarak şimdilik 30.000.000.000 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalılar, zaman aşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu yıkılan daire için 23.3.1987 tarihinde yapı kullanma ruhsatı alındığı, bu tarihten itibaren BK.nun 125, 126/4, 363/2 maddeleri gereğince öngörülen 10 yıllık dava zaman aşımı süresinin dolduğundan bahisle zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında satım akdi ilişkisi bulunmaktadır. Davacı, dava konusu taşınmazı 9.3.1999 tarihinde Mahmut Ceylan ve arkadaşlarından satın aldığını, Ağa Ceylan'ın ise binanın müteahhidi olarak sorumlu bulunduğunu ileri sürerek 17.8.1999 tarihli depremde yıkılan dairenin dava tarihindeki ikame değerinin ödetilmesini istemiştir. Sözleşme hukukunda zamanaşımı süresi BK.nun 125. maddesi gereğince 10 yıl olup, ayıbın gizli ya da hile ile gizlenmiş olması hallerinde ise yine BK. 125 ve 217 maddelerinin göndermesi ile genel hükümlere tabidir. Mahkemenin gerekçesine esas aldığı Yargıtay 2. ceza Dairesinin iskan tarihinden itibaren zaman aşımı süresinin başlayacağına ilişkin görüşü sözleşme hukukuna uygun düşmemektedir. BK.nun 215. maddesinin son fıkrası, zaman aşımı süresinin, taşınmazın mülkiyetinin devri ile değişik bir anlatımla tapu kaydının verildiği tarihte işlemeye başlayacağını duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklamıştır. Öyle olunca davacı tarafından taşınmaz 9.3.1999 tarihinde satın alındığından davada zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mahkemece zamanaşımı definin reddi ile işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaya ilişkin tüm delilleri sorulup, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi heyeti ile inceleme yaptırdıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 25.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy