(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankaya devir edilen Sümerbank A.Ş.'den almış olduğu kredi kartının kullanımından doğan borcunu ödeyemediğini, temerrüde düştüğünü, aleyhine icra takibi yapıldığını, 12.3.2004 tarihli ihtarname ile davalı bankaya başvurarak 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince borcunun hesaplanmasını istediğini, kendisine gönderilen ödeme planında taksit tutarının fahiş olduğunu ileri sürerek, borcunun 4822 sayılı yasa çerçevesinde hesaplanmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı miktarı belli bir borç konusunda eda davası açması gerekirken tespit davası açtığını, eda davası açılması gereken hallerde tespit davacı açılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılamasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanılması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlemesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin bu yasanın yayınlamasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Temyize konu davada da, davacı aldığı kredi kartını ödeyememesi nedeniyle temerrüde düştüğünü, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince 30 günlük yasal süre içinde davalıya başvurarak borcunun yeniden hesaplanmasını istediğini, davalı bankanın çıkardığı ödeme planının yasaya uygun olmadığını ve fahiş olduğunu ileri sürerek borcunun yeniden hesaplanmasını istemiştir. Davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince borcun yeniden tespitini istemekte hukuki yararı mevcuttur.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının tüketicinin temerrüt tarihindeki asıl alacak + akdi faizden oluşan ana borcunu, temerrüt tarihinden bankaya 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için başvurduğu tarihe kadar % 50 faiz uygulanarak bulunacak davalının toplam alacağına icra takibi, varsa tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve BSM Vergisinin ilave edilerek toplam davalı alacağı bulunmalıdır.
Mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan davacının eda davası açması mümkün olan hallerde tespit davası açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 22.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy