(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m. 10) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya verilen kredi kartının kullanımından dolayı davalının borçlandığını, ödeyemediğini, ihtarname gönderildiğini, buna rağmen ödemede bulunmadığını, Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün takip dosyası ile hakkında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline takibin devamına, %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, önce herhangi bir savunmada bulunmamış, dava devam ederken 7.4.2003 tarihli dilekçesi ile 4822 sayılı yasa gereğince 11.4.2003 gününde bankaya başvurduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı 4822 sayılı yasa hükümlerinin uygulanmasını talep etmekle ve bankanın bu yasa gereğince kendisine çıkarmış olduğu ödeme planına herhangi bir itiraz etmediğinden ödeme planında 30.4.2003 tarihinde başlamak ve 30.3.2004 tarihinde bitirilmek üzere 12 eşit taksitte aylık taksitlerin 245.000.000 TL olarak toplam 2.940.000.000 TL borç çıkartıldığı anlaşıldığından taraflar arasındaki bu ödeme planının geçerliliğini kabul edilmesi, ancak davalının bu ödeme planına uymayıp borcunu ödememesi karşısında icra takibinin devamı için itirazın bu şekilde iptali davacı banka yönünden yararlı olacağından ödeme planı esas alınarak itirazın iptali davası konusuz kaldığından o yönde karar verilmesine gerek olmadığına; 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince davacının talebi üzerine 30.4.2003-30.3.2004 tarihleri arasında aylık 12 eşit taksit olmak üzere 245.000.000 TL aylık ödemelerin yapılabilmesi için davalının itirazının bu yönden iptaline ve icranın devamına, davacı tarafından ödeme planına sadık kalmak kaydıyla 4822 sayılı yasanın 10/f. maddesi gereğince hesap olunacak temerrüt faiz oranı uygulanmak suretiyle icra takibi yapmakta muhtariyetine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı bankanın davalıya verdiği kredi kartının kullanımından doğan borcun ödenmemesi nedeniyle davacı bankanın yaptığı icra takibine davalının itirazının iptali istemi ile açılmış, dava devam ederken 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi yürürlüğe girmiş, davalı tüketici de yasaya öngörülen 30 günlük süre içinde 11.4.2003 tarihinde davacı bankaya başvurarak borcunun yeniden hesaplanmasını istemiştir. Davacı banka tarafından ödeme planı çıkartılarak 12x245.00.000 TL.lık eşit taksitler halinde 2.940.000.000 TL ödemesi gereği davalıya bildirilmiş, ancak davalı bu ödeme planını benimsemediği için bu yönde davacıya başvurup bir ödemede de bulunmamıştır. Davalı tüketici süresi içinde 4822 sayılı yasadan faydalanmak istediğini, davacı bankaya başvurarak bildirdiğine göre, bankanın anılan yasa hükümlerine uygun olarak davalı borcunu yeniden hesaplaması, mahkemenin de bankanın çıkardığı bu hesabın yasaya uygun olup olmadığını denetlemesi gerekir.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Somut olayda davalı tüketicinin kredi kartından doğan borcunun temerrüdü nedeniyle yasal süre içinde 11.4.2003 tarihinde davacı bankaya başvurduğu anlaşıldığına göre, artık davacının açtığı itirazın iptali davası davalının borcunun yeniden yapılandırılmasına yönelik bir tespit davasına dönüşür. Bu nedenle mahkemece davalının borcu 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince yeniden hesaplattırılmalıdır. Mahkemece bilirkişiden yeniden rapor alınarak davalı tüketicinin temerrüt tarihindeki asıl alacak + akdi faizden oluşan ana borcuna, temerrüt tarihinden bankaya 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için başvurduğu 11.4.2003 tarihine kadar %50 faiz uygulanarak bulunacak davalının toplam borcuna icra takibindeki istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve BSM Vergisinin ilave edilerek davacı bankanın toplam alacağı bulunmalıdır. Mahkemece 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince davalının borcu yeniden hesaplattırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı bankanın temyiz itirazlarına gelince; yukarıda 1 nolu bentteki bozma nedenine göre davacı temyizinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 1 nolu bentteki nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenle davacı temyizinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy