(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Deniz Öcal geldi, davacı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı şirket, davalı idareye ait taşınmazı 18.4.2002 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığını, sözleşmenin bitim tarihinin 30.9.2002 olduğunu, ancak sözleşmenin aynı şartlarla bir yıl daha uzadığını ve 7.10.2002 tarihli yazı ile yeni dönem kira bedelinin yıllık 51.137.250.000 TL olarak ödenmesinin istendiğini, takdir edilen kira bedelinin çok fahiş olup, emsal kira bedellerine nazaran çok yüksek olduğunu ileri sürerek, 30.9.2002 tarihinden başlamak üzere kira bedelinin aylık 2.895.625.000 TL yıllık 34.747.500.000 TL olarak belirlenmesini ve bu dönem kira bedeli belirlendikten sonra bir sonraki dönem kira bedelinin de hak ve adalete uygun olarak takdiri ile fazla ödenen kira bedelinin yasal faizi ile birlikte belirlenen yeni kira bedelinden düşülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmedeki artış oranına göre yeni dönem kira bedelinin belirlendiğini, kaldı ki davacının yapılan artış oranını kabul ederek, bu orana göre kira bedelini ödediğini ve halen de ödemeye devam ettiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 1.10.2002 tarihinde başlayan kira bedelinin yıllık 43.326.750.000 TL, aylık kira bedelinin ise 3.610.562.500 TL olması gerektiği, 1.10.2003 tarihinde başlayan yeni kira dönemi için ise sözleşme esas alındığında önceki yıl kira bedeline %19.1 oranında artış yapılarak bulunması gerektiğinin tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 18.4.2002 başlangıç, 30.9.2002 bitim tarihli kira sözleşmesi karşılıklı taahhütleri havi iki taraflı bir sözleşmedir. Sözleşmenin 8. maddesi ile kiracılık ilişkisi devam ettiği sürece önceden ihtar çekilmesine gerek olmaksızın, her yıl kira bedeline TEFE.deki artış oranı kadar artış uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Davalı idare de, sözleşmedeki hükme göre, yeni dönem kira parasını saptayarak, 7.10.2002 tarihli yazı ile 1.10.2002 tarihinde başlayan yeni dönem yıllık kira bedelinin 51.137.250.000 TL olarak ödenmesini istemiştir. Davacı şirkette, davalı idarenin saptadığı kira bedeline karşı koymayarak, bu davayı açtığı 17.2.2003 tarihine kadar, aylık kira bedellerini ihtirazi kayıt dermeyan etmeden ödemiştir. Gerçekte de ön koşul (ihtirazi kayıt) karşı yana yöneltilen bir irade bildirimi ile yapılır. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkı, bir hakkın korunmasına yarayan yenilik doğuran haklardandır. Bu hak da, kira bedelinin ödenmesine ilişkin bildirimin, ya da en geç ödemenin ardından derhal yapılmalıdır. Anlaşılacağı üzere, ihtirazi kaydın ileri sürülmemiş olması nedeni ile bir hakkın düşmüş sayılması, o haktan hak sahibinin zimni olarak vazgeçmiş olması esasına dayanır. Davacı şirket olup, TTK 18. maddesine göre basiretli bir tacir gibi davranmak durumundadır. Davacı, ihtirazi kayıt dermeyan etmeden, dava tarihine kadar idarenin istediği kira bedelini ödemiş olmakla, bu şekilde yeni dönem kira bedelini benimsediğinin ve bu davayı açma hakkını da kaybetmiş olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yazılı düşüncelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 21.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy