(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımı sonucu bankaya oluşan borcunu ödeyemediğini, hakkında icra takibi yapıldığını, ana para borcuna mahsuben 300.000.000TL. ödediğini, 4822 sayılı yasadan faydalanmak istediğini bildirip davalıya olan gerçek borcunun tespitini istemiştir. Davalı, davacının kullandığı kredi kartının 4822 sayılı yasa kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının borcunun 1.022.779.639TL. olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir. Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Mevduatı Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Mevduatı Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir. Somut olayda, davacı banka tarafından hesabın kat edildiği tarihte bankanın 811.460.282 TL. giydirilmiş asıl alacağı bulunmaktadır. Kat ihtarı davacının adresine tebliğe çıkarılmış ancak adreste bulunmadığından tebliğ edilememiş ise de, davalının sözleşmede belirtilen adresine tebligat gönderildiği için sözleşme hükmüne göre bu iade tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekir. İhtarda verilen 3 günlük süre gözetilince davalının temerrüde düştüğü tarihin 4.9.2001 olduğu açık ve belirgindir. Hal böyle olunca 4.9.2001 tarihinden davalının borcu olan 811.460.282 TL.ye davacının davalı bankaya başvuru tarihi olan 24.3.2003 tarihine kadar geçen sürede yıllık %50 faiz uygulanması ve bu biçimde oluşan toplam alacağa icra masrafları, faizin vergisi, avukatlık ücreti ve tahsil harcıda eklenip, bu arada yapılmış bir ödeme varsa bunların da belirlenen rakamdan mahsup edilmesinden sonra kalan borcun 12 eşit taksit miktarı konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp yapılacak ödeme planı içinde davanın kabulüne karar vermek gerekirken, infazda duraksama yaratacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, temyiz edenin kazanılmış hakları da dikkate alınmak kaydıyla bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy