(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 19, 20, 110)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, dava dışı Yaşar Kaba ile davalı banka arasında düzenlenen sözleşmeyi garantör olarak imzaladığını, sorumluluğunun sözleşmede belirtilen 100.000.000 lira limit ile sınırlı olduğunu, 250.000.000 Lira olarak ödeme yaptığını, belirterek icra takibi nedeniyle başkaca borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının garantör olarak tüm borçtan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının garantör olarak tüm borçtan sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine ilişkin verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava menfi tespit isteğine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı banka ile dava dışı borçlu Kadem Balta arasında düzenlenen kredili bankomat 7/24 başvurusu formunu garanti eden sıfatı ile imzalayan davalının sorumluluğuna ilişkindir. Yasada tanımı ve tasrifi yapılan akit türlerinden olmayan garanti sözleşmelerinin BK.110. maddesinde hükme bağlanan üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğu gerek doktrinde ve gerekse uygulamada kabul edilmektedir. Hukukumuzda sözleşme serbestisi hakim olmakla birlikte bu serbestinin sınırsız olduğunu söylemek mümkün değildir. Her şeyden önce BK.nun 19 ve 20. maddeleri bir sınırlama getirdiği gibi, somut olayda uygulama imkanı olan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanun hükümleri ile de tüketici kredilerine ilişkin gelen işlem şartlarına müdahale ve sınırlamalar getirilmiştir. Hangi riskin garanti edildiği somutlaştırılmadan kart hamillerinin yükümlülüklerini ve doğmuş ve doğacak her türlü borçtan söz edilerek verilen garanti bir belirsizliğin garantisi anlamına gelir. Belirsizliğin garantisi olmaz ilkesinden hareket ile ticari gaye gütmeyen sırf dosthane ilişkiler içinde tüketime yönelik kredi temini amacı ile verilen teminatın ancak, kefalet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve kefalet olduğunun kabulü zorunludur. Bu durumda mahkemece davacının sözleşmeyi kefil olarak imzaladığının kabulü ile kefalet ile ilgili hükümler ve ilkeler çerçevesinde davacı sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy