(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacılar, davacılardan Suadiye ve Suadiye'nin oğlu olan sair davacı Mustafa ile davalı arasında unlu gıda mamulü işi yapma konusunda bir adi ortaklık kurulduğunu, ortak işyerine malzeme alması için davacılardan Suadiye'nin davalıya peyderpey 5.000.000.000 TL. verdiğini, daha sonra ortaklığa sair davacı Haydar'ında dahil edildiğini, 24.4.2001 günü ortaklığın faaliyete geçirildiğini, Haziran ayı içinde de davalının ortaklığı terk ettiğini, bıraktığı masraf belgeleri ve faturalar arasında uyumsuzluk bulunduğunu bu belgelerin karşılaştırılması sonucu davalının kendilerine 1.302.630.000 TL. borcunun olduğunun tespit edildiğini, ayrıca dava dışı Canerler Gıda A.Ş.den ortaklığın 2.050.000.000 TL. alacaklı olduğunu, davalının bu parayı da ele geçirmek istediğini, hesap vermeye yanaşmadığını, davalının ortaklığı terk etmesinden sonra işyerinin davacılardan Mustafa Özdemir adına tescil edildiğini ileri sürerek, 1.302.630.000 TL.nin tahsiline, dava dışı Canerler Gıda A.Ş.'deki 2.050.000.000 TL. alacağın davacılara ilişkin olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, işyerinin kendisine ilişkin olduğunu, davacılardan Haydar ve Mustafa'nın kendisinin verdiği yetki ve vekalete dayanarak işlerini yürüttüklerini, davacıların hesap vermeleri gerekirken hesap sormalarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, işyeri kayıtlarının davalı adına olduğu, davacıların davalının verdiği vekalete dayanarak onun adına iş yaptıkları, gerekçe gösterilmek ve davalının eda ettiği yemin kapsamı da gözönünde bulundurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı ile unlu gıda mamülleri konusunda bir adi ortaklık kurup, 24.4.2001 gününde faaliyete geçirdiklerini, ortaklığın resmi kayıtlarının davalı adına olduğunu, davalının bir kısım yazılı belge ve faturalar bırakmak suretiyle ortaklığı terk ettiğini, bundan sonra ortaklığın resmi işlemlerinin davacılardan Mustafa Özdemir adına yürütüldüğünü, davalının hesap vermeye yanaşmadığını ileri sürerek talepte bulunmuşlar, delil olarak da davalının bizzat tuttuğunu iddia ettikleri defter kayıtları ile sipariş fişi başlıklı belge ile faturalara dayanmışlardır. Davalı ise işyerinin kendisine ilişkin olduğunu savunarak ortaklık ilişkisini inkar etmiştir. Taraflar arasında yazılı sözleşme yoktur. Ancak davacılar, davalının düzenlediğini iddia ettikleri ve dava dilekçesine ekledikleri sipariş fişi başlıklı belgeler, defter kayıtları ve faturalara dayanarak talepte bulunmuşlardır. Dayanılan bu belgeler yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle davalıdan dayanılan belgelerdeki yazıların kendi el ürünü olup olmadığı isticvap yolu ile sorulmalı, inkar etmesi durumunda belge asılları davacılardan istenmeli, yazı üzerinde detaylı bir inceleme ve araştırma yapılıp gerekirse konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan dayanılan belgelerdeki yazıların davalıya ilişkin olup olmadığı konusunda rapor alınmalı, yazıların davalıya ilişkin olduğu sonucuna varılması veya davalının belge içeriklerini kabul etmesi halinde dinlenen davacı tanıkları taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu beyan ettiklerinden, idareci ortak olan davalıdan hesap istenmeli, hesap üzerinde tarafların anlaşıp anlaşmadıkları noktalar saptanmalı, anlaşamadıkları konularda her iki taraftan da delil ve karşı delilleri sorularak toplanmalı, davacıların taleplerinin tasfiyeye yönelik bir talep olduğu da gözönünde bulundurulmak suretiyle davalının ortaklığı terk ettiği gün itibariyle tasfiye hesabı yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi belgelerdeki yazıların davalıya ilişkin olmadığının tespiti halinde ise şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemenin az yukarda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapmaksızın en son başvurulacak delil olan yemin haklarını davacılara hatırlatıp, eda edilen yemine göre karar vermiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 01.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy