(4077 S. K. m. 2) (4389 S. K. m. 14, 27, Ek m. 5) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı şirket ile aralarında düzenlenen 21.5.1999 tarihli sözleşme gereğince satın aldığı taşınmazın tapuda ferağının verildiğini, dairenin Kasım 2000 yılında teslim edileceği, aksi taktirde aylık 733 Dolar cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taşınmaz üzerinde davalı lehine 65.000 Dolarlık ipotek tesis edildiğini, sözleşme gereğince edimini yerine getirdiği halde davalının daireyi teslim etmediği gibi, taşınmazın üzerindeki ipoteği kaldırmadığını, daireyi teslim almadığı halde, icra tehditi ile yönetime aidat bedelini ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, dava konusu dairenin teslimine, 13.927 dolar karşılığı 22.714.937.000 TL. cezai şartın reeskont faizi ile 986.000.000 TL aidat ödemesinin ödeme tarihinden, 138.653500 TL delil tespiti giderinin ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı şirket, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 45 nolu meskenin 2.8.2001 tarihi itibariyle davacıya teslim edilmiş olduğunun tespitine, 7.691.735.095 TL. cezai şartın dava tarihinden itibaren %64 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte, 138.000.000 TL. gider payının da ödeme tarihi olan 25.7.2002 den itibaren %64 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ipoteğin fekkine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı (satıcı müteahhit) davacılara (alıcı) konut sattığını ve taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
4389 sayılı kanuna 5020 sayılı kanununun 27. maddesi ile eklenen Ek. 5. maddesinde (kamu bankalarında tasfiye halindeki Emlak Bankası A.Ş. dahil ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan yada hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar yada yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları kabul kredileri ve avaller taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan haklarında diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümleri bankalarınca uygulanır.) hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda davalı Türkiye Vakıflar Bankası A.Ş. yasanın anılan maddesi kapsamına girdiği için 4389 sayılı kanunun 14/5-c gereğince harçtan muaftır. Bu nedenle mahkemece davalı banka aleyhine harca hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının (9) nolu bendinden sonra gelecek şekilde (davalı yararına 120.000.000 TL. maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, üçüncü bentte belirtilen nedenle hükmün (5) nolu bendindeki (Harçlar Yasası gereği alınması gereken 153.495.006 TL. nispi karar harcının davalı bankadan alınmasına) söz ve rakamlarının hükümden tamamen çıkartılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 15.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy