(1086 S. K. m. 409) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı (karşı davalı) Gülden Gülkan ve vekili avukat İlyas Zeybek gelmiş, davalı (karşı davacı) adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, eczane sahibi olduğunu ve davalı kurumun mensuplarının ilaç ihtiyaçlarını karşılamak için 2002 yılında davalı kurumla sözleşme yaptığını, ancak davalı kurum mensuplarının sağlık karnelerinde ve reçetelerde sahtecilik yapıldığı gerekçesiyle sözleşmenin davalı kurumca 7 yıl süre ile feshedildiğini, oysaki herhangi bir sahteciliğin ve usulsüzlüğün bulunmadığını ileri sürerek, haksız fesih işleminin iptaline, 5.000.000.000 TL maddi ve 5.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşme feshinin haklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş, birleşen davasında davacının 35 adet sahte reçeteleri kuruma fatura ettiğinden 11.522.088.076 TL zararlarının faizi ile tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacı eczane sahibinin açtığı davanın HUMK.nun 409. maddesi gereğince işlemden kaldırıldığından ve süre dolmadığından bu davadaki taleple ilgili karar vermeye yer olmadığına, birleşen davanın kabulü ile 11.522.088.026 TL.nin davacı eczane sahibinden tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı eczane sahibi tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 17.4.2002 tarihli sözleşmenin varlığı tartışmasızdır. Ancak davacının davalı kurum mensuplarına ilaçları sözleşme hükmüne uygun olarak vermeyip, 35 adet reçeteyi sahte düzenlemek suretiyle sözleşmenin III. Bölümün (J) bendine aykırı hareket etmesi nedeniyle 7 yıl süre ile sözleşmesi feshedilmiş, davacıda feshin haksız olduğunu reçetelerde sahtelik bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacı hakkında sahte reçete düzenlediğinden bahisle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmış olduğu duraksamasızdır. B.K.nun 53. maddesine göre her ne kadar ceza mahkemesinin berat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de tesbit edilen maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağı gibi ceza mahkemesinin mahkumiyetine dair olan kararıyla hukuk mahkemesi bağımlı kılınmıştır. Hal böyle olunca mahkemece davalı hakkında açılan ceza davasının sonucu beklenerek hasıl olacak duruma göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya ödenmesine, 27.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy