(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesi gereğince borç miktarının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, kredi kartı borcunu ödeyemediği için temerrüde düştüğünü 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için yaptığı müracaata olumlu cevap alamadığını, şifahi olarak borcunun 18.000.000.000 TL.yi geçtiğinin bildirildiğini belirterek 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi hükümleri doğrultusunda borcunun belirlenmesini istemiştir.
Davalı, ihtara rağmen kredi kartı borcunu ödemeyen davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanma talebinde bulunduğunu, yasa hükümleri doğrultusunda belirlenen borcun ve taksitlerin telgrafla davacıya bildirildiğini, ancak telgrafı kabul etmediği gibi hiçbir ödemede yapmadığını, davacının bu yasadan faydalanma hakkını kaybettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 13.3.2003 tarihi itibariyle toplam borcun 11.728.334.872 TL. olduğunu ve 977.361.239 TL.lik 12 aylık taksitle ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için açılmıştır.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak+akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır.
Somut olayda davalı banka son ödeme tarihi 5.8.2002 olan hesap ekstresi ile 4.584.654.182 TL.nın ödenmesini istemiştir. Davacı bu hesap ekstresinde belirtilen borcu ödemediği gibi asgari ödenmesi gereken miktarı da ödememiştir. Bu aşamadan sonra davalı bankanın hesabı kat edip borçluyu temerrüde düşürerek icra takibinde bulunma hakkı doğmuştur. Ne var ki davalı banka bu konuda uzun bir süre sessiz kalarak 7.3.2003 tarihli ihtarnamenin 11.3.2003 tarihinde tebliği ile 13.3.2003 tarihinde davacıyı temerrüde düşürmüş ve bu tarihe kadar akdi faiz yürütmüştür. Davacı borçlunun temerrüde düşmesi için yasal koşullar aksamasına rağmen bankanın çok uzun bir süre bekleyerek temerrüt tarihini davacı aleyhine olarak ileri bir tarihe ertelemesi hakkın suistimali mahiyetindedir. Bu nedenle davacının hesap ekstresinde belirtilen son ödeme tarihi olan 5.8.2002 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü hak ve menfaatler dengesine uygun düşecektir. Bu durumda davacı kredi kartı borçlusunun 5.8.2002 tarihindeki ana para borcu belirlenip bu miktara davacının 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için müracaatta bulunduğu 24.3.2003 tarihine kadar yıllık %50 gecikme faizi uygulanmalı bulunacak toplam alacak miktarı 12 eşit takside bölünüp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar ittihazı usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle kararın taraflar lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy