(2004 S. K. m. 72) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı; Etibank A.Ş.'den aldığı kredi kartının kullanımı sonucu bankaya oluşan borcunu ödeyemediğini, daha sonra Etibank'ın BDDK'ya devrolunduğunu, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için yaptığı başvuru üzerine düzenlenen ödeme planının yasaya uygun olmadığını ileri sürerek 4822 sayılı yasaya göre borcunun tespitini istemiştir.
Davalı; davacının kredi kartı borcunu ödememesi nedeniyle hakkında icra takibine geçildiğini, davacının 4822 sayılı yasadan yararlanmak için yaptığı başvuru üzerine çıkarılan ödeme planının doğru olduğunu savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4822 sayılı yasa hükümleri çerçevesinde bilirkişi aracılığıyla yapılan hesaplamaya göre davacı borcunun 3.5.2003 tarihi itibariyle 3.038.135.458.-TL. olduğunun tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle, 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması için açılmıştır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve borcun bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanması gerekir. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davacının 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce, bankanın gönderdiği, Beyoğlu 22 Noterliği'nin 4.10.2001 tarihli ihtarın, 8.10.2001 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, ihtarda verilen 3 günlük sürenin dolması ile, davacının 12.10.2001 tarihinde temerrüde düştüğü, davacının 3.4.2003 tarihinde 4822 sayılı yasadan yararlanmak için davalıya başvurduğu dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan esaslara uymadan hazırlanan bilirkişi raporu, hüküm kurmaya elverişli değildir. Temerrüt tarihinin 12.10.2001 tarihi olarak kabulü ile, yukarıda açıklandığı şekilde borç tespit edilmelidir. Açıklanan hususlar göz önünde tutularak bilirkişiden yeniden rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 04.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy