(4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m. 23) (818 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Suat Sanal gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulanan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankaya üç ayrı kredi kartından dolayı borçlu olduğunu, 4822 sayılı kanundan yaralanmak amacıyla süresinde müracaat ettiğini, ancak belirlenen borcun fahiş olduğunu ileri sürerek, borcunun 4822 sayılı kanun gereğince borcunun hesaplanmasına, taksitlerin belirlenmesine karar verilmesini istemiştir
Davalı borçların ödenmemesi üzerine kendisine hesap kat edilerek ihtar gönderildiğini ve hakkında icra takibi yapıldığını, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dosyada yer alan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davacının, davalı bankadan alarak kullandığı kredi kartları harcamalarından doğan borçlarını ödeyemediğinden, bankaca hesabın kat edilip davacı hakkında icra takibi yapıldığı ve davacının borcunun tamamını ödeyemeden, icra takibi devam etmekteyken 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği, davacının da yasada öngörülen sürede geçici 1. maddeden istifade etmek isteğini davalı bankaya bildirdiği, tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gibi, taraflar arasında da ihtilafsızdır. 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin çıkarılış amacı, gayesi, kredi kartı borçlarını ödeyemeyerek zor duruma düşmüş kredi borçlularını bu durumlarından kurtarmak, borcun tasfiyesini ve tahsilini sağlamaktadır.
Bu haliyle özel bir atifet yasasıdır. Yasa borcun hesaplanmasında özel bir hesaplama yöntemi getirmiştir. Nitekim davacının hamili bulunduğu, davalı bankaya ait kredi kartlarından dolayı borcunun kat edilerek davacıya bildirildiği ve mahkemece kat tarihi itibariyle mevcut alacağa % 50 faiz uygulanarak vekalet ücreti ve icra masraflarının dahil edilerek borç miktarının hesaplandığı anlaşılmaktadır. Oysa 4882 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gözetilerek, mahkemece, her bir kart borcunun temerrüt tarihindeki asıl alacak Ú akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden itibaren % 50 faiz uygulanmalı, bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi ile alınan tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık % 50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak her bir borç için, tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek araştırma yapılıp hasıl olacak sonuca göre, ilk kararla oluşan müktesa hakta saklı tutulmak suretiyle hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gereklidir.
3-) 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 23. maddesinin 2. fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Mal ve hizmet sunan satıcıların harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin, yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda dava kabul edildiği takdirde davanın değerine göre davalının harçtan sorumlu tutulması Harçlar Kanunu'nun amir hükümleri gereğidir. Bu nedenle davalı bankadan kabul edilen miktar üzerinden karar ve ilam harcı alınması gerekirken harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına, 3 bent gereğince de kabule göre hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 375.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 27.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy