(1512 S. K. m. 162)
Dava: Taraflar arasındaki vekaletname iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmü süresi içinde taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı A.G. ve diğer davalılar vekilleri Av. A.G., Av. İ.A. ile davacı vekili Av. O.K. geldiler duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı annesi F.S. ile 19 parsel numaralı taşınmazı 1/2 oranında hissedarı bulunduklarını, annesinin taşınmazdaki hissesini davalılardan M.L.T.'nin sattığını, kendisinin de bu davalıya karşı Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde şufa davası açtığını, bu dava devam ederken M.F.Y.'nin kendisinden aldığını iddia ettiği Kadıköy 9. Noterliğince 1994 yılında düzenlenen vekaletnameye dayanarak davalılardan avukat A.G.'yi vekil tayin ettiğini, anılan avukatın da şufa dosyasına vekaletnamesini sunup, adli tatil içerisinde duruşma gününü öne aldırdığını ve davadan vazgeçtiğini, hükmü kesinleştirdiğini, 1994 yılında yurt dışında; olduğunu, noter huzurunda davalılardan M.F.Y.'yi vekil tayin etmediğini, vekaletnamenin sahte olduğunu, bu vekaletname düzenleyen davalılardan Noter K.E.'nin de sorumlu olduğunu ileri sürerek 1994 yılında düzenlenen vekaletnamenin iptaline, bu vekaletnameye dayanılarak davalılardan Av. A.'ya verilen 11.8.1999 tarihli vekaletnamenin de hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, yetki itirazında da bulunmak suretiyle usulden ve esastan davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre 1994 yılında düzenlenen vekaletnamedeki imzanın davacıya ait olmadığı ve sahte olduğu, bu vekaletnameye dayanılarak düzenlenen davalılardan Av. A.G.'nin tevkiline ilişkin vekaletnamenin de hükümsüz olduğu gerekçe gösterilerek davalılardan M.F.Y. ve A.G. yönünden davanın kabulüne, her iki vekaletnamenin de iptaline, ilk vekaletnameyi düzenleyen davalılardan Noter K. ve şufa davasının davalısı M.L.'nin bu davada taraf olamayacakları, ileride açılacak bir başka davadan kusurları ispat edildiği taktirde sorumlu olabilecekleri belirtilerek bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılardan M.L.T., M.F.Y. ve A.G. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Toplanan delillerden ve Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/739 Esas sayılı dosyanın incelenmesinden davacının bir başka vekili aracılığı ile davalılardan M.L.T.'ye karşı 16.9.1998 tarihinde yasanın öngördüğü süre içerisinde açtığı şufa davasının devamı sırasında mahkemece duruşma günü 30.9.1999 olarak tayin edilmiş iken davalılardan Av. A.G.'in davamıza konu edilip, iptali istenen 21.6.1994 tarihli vekaletnameye müsteniden aldığı 11.8.1999 tarihli vekaletnamesine dayanarak anılan mahkemeye dava dosyasının davalısının vekili ile aynı tarihi içeren 12.8.1999 havale tarihli dilekçeleriyle başvurup, oturum gününün 12.8.1999 tarihine alınmasını sağladıkları ve adı geçen avukatça aynı oturumda davadan vazgeçilmek suretiyle davanın reddi yönünde karar alındığı ve hükmün kesinleştirilmesinin sağlandığı anlaşılmaktadır. Şufa davasının reddine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesinden asıl yarar sağlayanın şufa dosyasının davalısı ve bu davanın davalılarından M.L.T. olduğu mahkemenin de kabulündedir. Diğer taraftan Noterlik Kanununun 162. maddesi katiplerinin kusurlarından dahi noterlerin sorumlu olacağını kabul etmek suretiyle objektif sorumluluk ilkesini benimsemiştir. İptali istenen 21.6.1994 tarihli vekaletnamedeki imzanın davacıya ait olmadığı dosya içindeki Adli Tıp Kurum Fizik/Grafoloji Dairesinin 6.5.2003 tarihli raporu ile sabit olduğuna göre gerek bu vekaletnameyi düzenleyen Noter K.E. ve gerekse bundan yarar sağlayan şufa davasının ve bu dosyanın davalılarından M.L.T.'nin de sorumlu tutulmaları gerekir. Mahkemenin bu hususu gözardı ederek anılan davalıların ileri de açılacak bir başka davada kusurları ispat edildiği taktirde sorumlulukları cihetine gidilebileceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 375.000.000.-Lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 21.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy