(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, apartman komşusu olan davalının kendisine ait kredi kartı ile uzun süredir alışveriş yaptığını, önceleri bu alışverişlerden doğan borcunu ödemiş olmasına rağmen sonradan ödememeye başladığını, davalının borcu nedeniyle dava dışı bankaya 967.000.000 TL ödediğini ileri sürerek şimdilik 1.000.000.000 TL. nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya ait kredi kartı ile üç kez alışveriş yaptığını, bunların karşılığını da ilgili bankaya ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak ve kullanılan kredi kartı nedeniyle davalının davacıya 189.108.600 TL. sı asıl borç, bakiyesinin de işlemiş faiz olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle davanın 686.508.409 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- 15.7.2004 günlü ilam temyiz eden davacıya 9.9.2004 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz dilekçesi 27.9.2004 gününde verilmiştir.
3156 sayılı Yasanın 20. maddesi ile değiştirilen HUMK. nun 432/1 maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15.gündür. 1.6.1990 tarih ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3- Dosya içerisindeki 1.6.2004 tarihli bilirkişi raporunda davalının davacıya ait kredi kartını 28.6.2001-15.12.2001 tarihleri arasında kullandığı ve bu süre içerisinde toplam 409.108.600 TL tutarında mal aldığı, buna karşılık toplam 220.000.000 TL ödemede bulunduğu, bu paranın mahsubundan sonra bakiye 189.108.600 TL anapara borcunun kaldığı belirtilmiş, mahkemece de bu rapor esas alınmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Davacı ise bu hükmü süresi içerisinde temyiz etmemiş olmakla onun yönünden kesinleşmiştir. Hükme esas alınan ve az yukarıda açıklanan bilirkişi raporunda her ne kadar 189.108.600 TL anapara borcunun 497.399.809 TL. lık kısmının faiz olduğu belirtilmiş ve bu yöndeki bilirkişi raporu da aynen benimsenmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de işlemiş bu faiz alacağı yönünden davacı, dava tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispatlamamıştır. BK. 101/1 maddesi hükmünce davalının açılan bu dava ile temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Hal böyle olunca işlemiş 497.399.809 TL faiz yönünden davalının sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenle davacının temyiz dilekçesinin reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy